“Çocuğum Sözümü Dinlemiyor” Diyen Aileler Ne Zaman Dinlemeyi Bıraktı?
Erken Çocukluk, Ebeveyn Dili ve Kaderi Belirleyen İlk Üç Yıl
“Çocuğum sözümü dinlemiyor.”
Bugün aile danışmanlıklarının, okul görüşmelerinin ve ev içi tartışmaların en sık kurulan cümlelerinden biri bu.
Oysa bu cümle, çoğu zaman çocuğun değil, yetişkinin çaresizliğini anlatır. Çünkü çocuk dinlemeyi bir emirle değil, ilişkiyle öğrenir. Ve bu ilişkinin temeli, hayatın ilk üç yılında atılır.
0–3 Yaş: Kişiliğin Sessiz İnşası
Nörobilim ve gelişim psikolojisi bize şunu söylüyor:
Bir çocuk üç yaşına gelene kadar yalnızca kelimeleri değil, duyguların tonunu, tepkilerin hızını, bakışların anlamını ve sessizliğin mesajını kodlar.
Kanadalı sosyolog ve düşünür Erving Goffman, bireyin benliğini “sosyal etkileşim sahnesinde öğrendiği roller” üzerinden tanımlar. Çocuk için bu sahne evdir; anne ve baba ise ilk oyunculardır.
Bu dönemde çocuk şunu öğrenir:
• Sesim duyuluyor mu?
• Ağladığımda biri geliyor mu?
• Yanlış yaptığımda sevgi geri çekiliyor mu?
Bu soruların cevapları, ileriki yaşlarda “inat”, “söz dinlememe” ya da “öfke” olarak karşımıza çıkar.
Aynı Evde İki Ayrı Dil
Anne yaklaşımı çoğunlukla duygusal düzenleme üzerinedir; baba yaklaşımı ise sınır ve dünya ile temas üzerinden şekillenir. Bu fark biyolojik olduğu kadar sosyolojiktir.
Ünlü sosyolog Pierre Bourdieu, çocuğun içine doğduğu aileyi bir “habitus” olarak tanımlar. Yani çocuk yalnızca kuralları değil, duyguların nasıl yaşandığını da öğrenir.
Anne kaygılıysa çocuk dünyayı tehditkâr kodlar.
Baba mesafeliysa çocuk değeri performansla ilişkilendirir.
Tutarsızlık varsa çocuk güven yerine kontrol geliştirir.
Sonra da yıllar sonra aileler şu soruyu sorar:
“Bu çocuk neden bizi dinlemiyor?”
Çünkü çocuk, dinlemenin karşılıklı bir eylem olduğunu hiç görmemiştir.
Otorite mi, İlişki mi?
Alman sosyolog Max Weber, otoriteyi üçe ayırır: geleneksel, yasal ve karizmatik.
Çocuk gelişiminde etkili olan otorite türü karizmatik otoritedir: yani güven, tutarlılık ve bağdan doğan etki.
Bağ kurulamamış bir evde:
• Bağırmak otorite sanılır
• Ceza disiplin zannedilir
• Korku saygı ile karıştırılır
Oysa çocuk korktuğu kişiyi dinlemez; saklanır.
“Söz Dinlemeyen Çocuk” Yoktur, Duyulmayan Çocuk Vardır
Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman, modern aile yapısını tanımlarken şunu söyler:
“İlişkiler hızlandı, ama derinlik kayboldu.”
Bugün birçok çocukla konuşuluyor ama çok azı gerçekten dinleniyor.
Sorun davranışta değil; davranışın arkasındaki çağrıda.
Çocuk “hayır” dediğinde çoğu zaman şunu demek ister:
• “Beni fark et”
• “Sınırımı anla”
• “Kontrol edilmek istemiyorum”
Ve ironik olan şudur:
Aileler çocuğun söz dinlemesini isterken, çocuğun sözünü hiç dinlemez.
Sonuç Yerine
Bir çocuğun sizi dinlemesini istiyorsanız önce şu soruyu sorun:
“Ben onu gerçekten duyuyor muyum?”
Çocuk yetiştirmek, itaat üretmek değil; güven inşa etmektir.
Ve güven, hayatın ilk üç yılında atılan küçük ama hayati adımlarla başlar.
Bugün “söz dinlemiyor” dediğimiz birçok çocuk, aslında yıllar önce dinlenmemiştir.


