ORUÇ; İMANIN ŞAHLANIŞI VE RUHUN DİRİLİŞİDİR!
Oruç, mükafatını yalnızca Allah’ın vereceği bir ibadettir. Belli bir süre boyunca yeme, içme ve nefsin arzu ettiği pek çok isteği ertelemek kolay değildir. Fakat söz konusu olan Allah’ın emri olduğunda, iman devreye girer. İşte Oruç; imanın göstergesi, teslimiyetin ve kulluğun açık bir ilanıdır.
Oruç, hem beden ve hem de ruh temizliğini temin eden bir ibadettir. Aynı zamanda ruh sağlığı ve kalp temizliği yönünden son derece önemli bir ibadettir.
İnsandaki hayır ve şer duyguları birbirleriyle çarpışma halindedir. Önceki ümmetlere de Oruç, ruhsal yükselişi sağlayan yollardan biri olarak farz kılınmıştır. Farz olan Oruc’un günleri, Ramazan ayının günleridir.
Oruç, her şeyden önce, Allah rızası için tutulur. Ancak faydası Allah’ındır anlamı bulunmaz. Çünkü Allah, Oruç tutmamıza muhtaç değildir.
İslami ibadetlerin çoğu, özellikle de Oruç, sabır ve kararlılık huylarını kazandırma özelliğini içerirler.
Ruhi bir egzersiz, bedene galebe çalma ve insanda bulunan hayvani istekler için bir gemleme ve onları kontrol altına almaktan ibarettir.
Kur’an-ı Kerim diyor ki:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.”
Bakara, 2/183
Bu Ayet, Oruc’un temel amacını ortaya koyar. Takvaya ulaşmak, yani Allah’a karşı duyarlılık kazanmak, O’nun sınırlarını gözetmek ve bilinçli bir kulluk hayatı yaşamaktır.
▪︎ Oruç ve nefis terbiyesi
İnsanın içinde hayır ve şer duyguları sürekli bir mücadele halindedir. Nefis, insanı çoğu zaman kötülüğe ve aşırılığa sürüklemek ister. Oruç ise bu taşkınlığı dizginleyen ilahi bir terbiyedir. Açlıkla nefis sakinleşir; sabır, irade ve tahammül güçlenir.
Oruç bir ruh egzersizidir. Bedene galebe çalma, hayvani arzulara gem vurma eğitimidir. Katlanılan mahrumiyetler, Allah’a kulluk yolunda ruhi bir idmandır. Bu yönüyle Oruç, insanı hayatın zorluklarına karşı da hazırlar.
▪︎ Ramazan; arınma ve diriliş ayıdır.
Ramazan; günahların bağışlandığı, gönüllerin nurlandığı, maddi ve manevi arınmanın gerçekleştiği müstesna bir aydır.
Kur’an-ı Kerim bu ayın önemi konusunda diyor ki:
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır…” Bakara, 2/185
Bu ay, Allah’ın rahmetine, mağfiretine ve affına ulaşmak için eşsiz bir fırsattır. Aynı zamanda toplumsal bir muhasebe zamanıdır. On bir ayın yanlışlarını gözden geçirmek, hatalardan dönmek ve yeni bir başlangıç yapmak için bir diriliş mevsimidir.
Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.
Ramazan’ın içinde, “bin aydan daha hayırlı” olan Kadir Gecesi vardır. Bu da Ramazan’ı sadece bir takvim ayı değil, ilahi lütuflarla dolu bir rahmet mevsimi haline getirir.
▪︎ Oruç’ta kolaylık ve hikmet vardır.
Oruç, hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Farz olan Oruç, Ramazan ayının sayılı günlerindedir. Hasta veya yolcu olanlar, tutamadıkları günleri daha sonra kaza ederler. Sürekli mazereti bulunanlar için fidye ruhsatı vardır.
Nitekim Kur’an’da:
“… Allah sizin için kolaylık ister; zorluk istemez…”
Bakara, 2/185
buyrulmaktadır.
Bu, İslam’ın temel prensiplerinden biridir. Allah kullarına güçlük değil, kolaylık murad eder. İbadet, insanın hür iradesi ve samimi niyetiyle anlam kazanır. Zorla yaptırılan bir ibadetin ruhu olmaz ve gösterişe dönüşen bir kulluğun değeri yoktur.
▪︎ Oruç ve toplumsal boyut
Oruç; yalnızca bireysel bir ibadet değildir, aynı zamanda sosyal bir bilinçtir. Açlığın ne demek olduğunu bizzat yaşayan insan, yoksulun halini daha iyi anlar. Merhamet ve şefkat duyguları gelişir. Sadaka-i Fıtır gibi uygulamalarla toplumsal dayanışma güçlenir.
Kur’an’ın temel kabulüne göre, bir insanın başkalarına hizmet etmesi ve yardım ulaştırması, sadece kendi nefsi için yaptığı yatırımlardan daha üstündür. Oruç, insanı paylaşmaya, yardımlaşmaya ve kardeşliğe yöneltir.
▪︎ Oruç; teslimiyet ve arınmadır.
Oruç; ruhumuzu, bedenimizi, aklımızı ve duygularımızı arındırma tecrübesidir. Şirkten, hurafelerden, saplantılardan ve kibirden temizlenme fırsatıdır. Sabahın ilk aydınlığında başlayan (imsak) ve güneşin batışıyla sona eren (iftar) bu ibadet, kulun Rabbine bilinçli bir teslimiyetidir.
Oruç:
Sabırdır.
Samimiyettir.
Riya ve gösterişten uzak sade bir kulluktur.
Nefse karşı bir direniştir.
Kibre, günaha ve kötülüğe meydan okumaktır.
İmanın hayata yansıyan halidir.
Oruç; her gün aç olan fakir ve yoksulu anlama halidir!
Oruç; beden denilen fabrıkanın dinlenme ve bakıma alma halidir!
Oruç; sadece ve ancak Allah’a teslim olmaktır!
Oruç, bedenle yapılan bir ibadettir; fakat ruhu inşa eder. Bedeni dinlendirir, kalbi arındırır, iradeyi güçlendirir. İnsanı sürekli ibadet bilinci içinde tutar. Bu yönüyle adeta sağlıklı hayatın zekatıdır.
▪︎ Sonuç olarak…
Oruç, sadece aç kalmak değildir. O, bir yeniden diriliştir. İnsanın Rabbiyle bağını kuvvetlendirmesi, nefsini terbiye etmesi, topluma karşı sorumluluklarını hatırlaması ve imanını fiilen ortaya koymasıdır.
Mükafatını yalnızca Allah’ın vereceği bu ibadet; insanı takvaya ulaştıran, kalbi arındıran ve toplumu ihya eden ilahi bir eğitimdir.
Oruç; imanın şahlanışı, ruhun dirilişi ve kulun Rabbine tam teslimiyetidir.
Allah’ım! Oruçlarımızı sadece senin rızan için tutabilmeyi, sabrımızı ve takvamızı artırmayı nasip eyle. Nefsimizi arındır, kalbimizi ihlasla doldur, bizi affınla kuşat, rahmetinle yücelt. Amin…
Ramazanınız mübarek olsun…
Saygılarımla…




