Hz Huzeyften Rivayet Edilir
(Bir Yudum Suyun Hikmeti)
Hz Ömer’in hilafeti döneminde, Yermuk River civarında gerçekleşen savaşta sayıca ve teçhizatça üstün olan Bizans ordusuna karşı Müslümanların büyük bir zafer kazandığı tarihî bir dönüm noktasıdır. Ordunun başında, askerî dehasıyla tanınan Halid Bin Velid bulunmaktaydı.
Ancak Yermük’ü sadece bir askerî zafer yapan şey kılıçların keskinliği değil, kalplerin derinliğidir. Rivayet edilir ki, savaşın en şiddetli anlarından sonra yaralı üç sahabeye su götürülür. Suyu ilk alan, inleyen başka bir yaralıyı işaret eder: “Ona ver.” Su ikinciye götürülür; o da üçüncüyü gösterir. Üçüncüye varıldığında şehit olmuştur. Su geri getirilir; ikinci de şehit olmuştur. Birinciye dönüldüğünde o da Rabbine yürümüştür. Hiçbiri suyu içmemiştir.
Bu rivayet, Hudhayfah ibn al-Yaman’a nispet edilir. Burada anlatılan, susuzlukla kavrulan bedenlerin değil; bencillikten arınmış ruhların destanıdır.
Hikemî Yön: İsar Ahlâkı
Bu hadisenin merkezinde “îsâr” vardır: Kişinin, kendisi muhtaçken kardeşini kendine tercih etmesi. Bu, sıradan bir fedakârlık değil; nefsin tahtından indirilişidir.
Üç sahabenin ortak karakteristik özellikleri şunlardır:
Diğerkâmlık (İsar) – Kendi hayatını öncelememek.
Tevekkül ve teslimiyet – Ölümün eşiğinde bile sükûnet.
Kardeşlik bilinci – “Ben” yerine “biz” demek.
Onlar suyu reddetmediler; aslında dünyayı reddettiler. Bir yudum su, hayat demekti. Ama onlar için kardeşinin hayatı, kendi hayatından daha kıymetliydi.
Toplumsal Yansıma: Böyle Bir Ahlâk Hakim Olsaydı…
Eğer bu üç haslet toplumun geneline sirayet etseydi:
1. Sosyal Adalet Güçlenirdi
Kimse fazlasını yığmaz, ihtiyaç sahibini önce düşünürdü. Açlık, yoksulluk, imkânsızlık büyük ölçüde azalırdı. Çünkü herkes “Benim fazlam, onun hakkıdır.” şuuruyla yaşardı.
2. Güven Toplumu İnşa Edilirdi
Bireyler birbirinden korkmaz; birbirine yaslanırdı. Ticarette hile azalır, emanete riayet artardı. Çünkü menfaat değil, emanet bilinci öncelik olurdu.
3. Aile Bağları Derinleşirdi
Fedakârlık, evlerin temel harcı olurdu. Eşler ve çocuklar arasında çıkar çatışması değil, karşılıklı anlayış gelişirdi.
4. Siyaset ve Yönetim Ahlâkı Yükselirdi
Makama gelen, kendini değil milleti önce düşünürdü. Güç, bir imtiyaz değil bir sorumluluk olarak görülürdü.
5. Krizler Daha Az Yıkıcı Olurdu
Savaşta bile suyu kardeşine veren bir toplum; barış zamanında ekmeği, bilgiyi ve imkânı paylaşmaktan geri durmazdı.
Sonuç: Yermük’ün Asıl Zaferi
Yermük’te kazanılan zafer sadece Bizans’a karşı değildi; nefse karşı kazanılmış bir zaferdi. Kılıçla alınan topraklar zamanla el değiştirebilir; fakat ahlâkla fethedilen gönüller bakidir.
Bugün toplumların en büyük susuzluğu, su değil; merhamettir. En büyük ihtiyacı, teknoloji değil; diğerkâmlıktır.
O üç sahabe bize şunu öğretir:
Gerçek büyüklük, yaşamakta değil; yaşatmaktadır.
Eğer bir toplum, Yermük’teki o bir yudum su ahlâkını kuşanırsa; sadece savaşları değil, kalpleri de kazanır.



