MASKELERİN ARDINDAKİ ÇÜRÜMÜŞLÜK:
Vurulduk oğul, üzerimize bomba atıldı kızım!
Ailemize saldırdılar…
Aklımızla alay ettiler…
Ruhumuzu ele geçirdiler…
İman ettiklerimizi yasakladılar…
Karşı çıkanları idam ettiler…
“Sus!” “Karışma!” “Konuşma!” dediler!
Bizi bir makinanın tornasından geçirdiler, çok azımız imalat hatası olarak kurtulduk!
Tarihimizi, dilimizi ve değerlerinizi gözümüzün içine baka baka yok ettiler!
Arşivimizi ve hafızamızı yakılsın diye Bulgarlara sattılar!
Bizi biz olmaktan uzaklaştırdılar!
Amaçları;
Ahlaksızlaştırmak…
Sonra yozlaştırmak…
Ve sonunda soysuzlaştırmak!
Hala ayaktayız, Allah korudu evlat!
Elhamdulillah!
… Ve şimdi soruyorum!?
Ne diyorsun kardeşim!?
Kimsin sen!?
Yaşadığın ülkeyi İngilizlere şikayet edecek kadar nasıl bu hale geldin!?
Kendi milletine yabancılaşmış, kendi değerlerine düşman kesilmiş bir aklın savruluşundan başka ne olabilir!?
Bu toprakların ekmeğini yiyorsun, suyunu içiyorsun ama dönüp kendi milletine kin kusuyorsun!
Halkı beğenmezsin…
İnançlara düşmansın…
Değerlerinle kavgalısın!
Sen kimsin?
Milli ruhunu kaybetmişsin, kökünden kopmuşsun! Kendine ait neyin kaldı söyle? Bu milletin acısında yoksun, sevincinde yoksun, derdinde yoksun… Ama eleştirmeye gelince en öndesin!
Değerleri aşağı görürsün! Çünkü sen bu toprakların ruhunu kaybetmişsin! Kökünden kopmuş, rüzgarın önünde savrulan bir yaprak gibisin! Ne bu millete aitsin ve ne de savunduğun dünyaya tam olarak kabul edilirsin!
Derdin ne?
Rakı içmek, şarap içmek meselesi mi? Hayat tarzını özgürlük diye dayatırken, başkasının yaşamına tahammülün yok! Özgürlük diyorsun ama sadece kendin için…
Başkasına gelince yasak, baskı ve küçümseme!
Çalanları çırpanları korursun! Hırsızı alkışlar, arsızı savunursun! Yetmezmiş gibi, ahlaksızlığı normalleştirir, “modernlik” diye pazarlarsın… Otel odalarında yapılan rezillikleri bile baştacı edersin! Sonra da çıkıp utanmadan bu millete ders vermeye kalkarsın!
Bu memlekete ne kattın söyle? Bir çivi mi çaktın? Bir eser mi bıraktın? Üretim yok, emek yok, fedakarlık yok, çözüm yok! Sadece konuşmak, sadece yıkmak, sadece karalamak! Çünkü senin derdin inşa etmek değil, çürütmek!
Dilinden düşmeyen şeyler ne?
Kin, nefret, ayrımcılık! Birlikten, beraberlikten söz etmezsin… Çünkü senin derdin birleştirmek değil, bölmek!
Senin siyasetinin özü; bölmek, parçalamak ve zayıflatmak!
Devleti tehdit edersin, milleti aşağılarsın… Sonra da çıkıp bir maskenin arkasına saklanırsın! O maskeyle kendini aklayacağını mı sanıyorsun? Bu millet artık kimin ne olduğunu görüyor!
Unutma! Bu topraklar kolay kazanılmadı! Bu Bayrak öyle sıradan bir bez parçası değil! Bu millet hafızasız değil! Kim hizmet ediyor, kim ihanet ediyor, elbet bir bir ortaya çıkar!
Şimdi cevap ver!?
Dön ve kendine sor:
Sen gerçekten bu milletin bir parçası mısın? Sadece bu topraklarda yaşayan bir yabancı mı, yoksa sadece bu topraklarda tutunmaya çalışan bir gölge mi?
Bu aziz milletin sırtında çok büyük yüksün! Sus ve rahat dur! Çok sıkıldık!
Saygılarımla…



