Müslüman Ahlaklıdır
Dünyada halihâzırda işlemekte olan iki sistem vardır. Biri ilahi sistem olan İslam dini, diğeri de insanların kendi elleriyle, kendilerine göre şekillendirdikleri, arzularına göre yonttukları sistem… Biz İslam’ın dışında kalan tüm sistemleri beşeri sistemler diye tanımlamaktayız.
İslam dini kendisine has bir ahlak sistemi ileri sürerken beşeri sistemler de kendilerine ait apayrı bir ahlak anlayışı ileri sürerler. Her bir beşeri sistemin ahlaki anlayış, diğer bir beşeri sistemin ileri sürdüğü ahlaki anlayış ile hiçbir şekilde örtüşmez. Örnek olarak; Rusya’da var olan ahlak anlayışı ile İsrail’de sürdürülen ahlak anlayışı, Çin’de var olan ahlak anlayışı ile ABD’de var olan ahlak anlayışı benzerlik göstermediğini söyleyebiliriz.
Kür’an ve Sünnet’e bakarak oluşturulan ahlak anlayışı, dünyanın neresinde olursanız olun aynı davranışlara, aynı düşüncelere ve aynı refleksif hareketlere sahip olmanızı gerektirmektedir. Biz Müslümanlardan istenen de bundan başkası değildir. Neyi konuşursanız konuşun, neyi anlatırsanız anlatın, hangi dili, hangi üslubu, hangi zamanı, hangi ortamı kullanırsanız kullanın anlattığınız bir ayet, yaşadığınız bir hadis ise mutlaka bir ahlaki değere işaret ettiğinize şahitlik yapacaksınız. Okuduğunuz her ayete, her hadise inceden inceye kulak verin ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Ancak aynı beşeri sisteme göre yetiştirilmiş insanlarda bile ortak bir değer, ortak bir yaklaşım, ortak bir yaşam bulmak neredeyse imkânsızdır.
İslam’ın ahlak anlayışı tek bir cümleye indirgeyecek olursak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İslam’ın emirlerini ahlak, yasaklarını da (haramları) ahlaksızlık olarak tanımlamak mümkündür. Ahlakı da ahlaksızlığı da bir fiile indirgemek elbette doğru bir davranış olmayacaktır. Hz. Aişe’nin, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ahlakını soranlara, Kur’an’ı işaret etmesi manidar değil midir? Bu konuyu delillendirebileceğimiz onlarca ayet, onlarca da hadis mevcuttur.
O yüzden İslam dini; iman eden Mü’minler ile inkâr eden kâfirlerin, farklı dünyaların insanları olmalarını isteyerek aralarında farklılıkların oluşmasını yani yaşam ve düşünce dünyalarında kocaman ayrışmaların meydana gelmesini ister. Hatta İslam Dini’nin gönderiliş amacının bu olduğunu da söylemekte bir beis yoktur. İslam’ın ortaya koyduğu kurallar, insanların tabi olmalarını gerekli kıldığı ahlaki ilkeler bunun için vardır. İnsan, İslam’ın emirlerine ve yasaklarına riayet ettiği oranda ahlaklı, sırt döndüğü yerlerde de ahlaksız diyebiliriz. O yüzden cennetin de cehennemin de farklı dünyaların insanlarının konaklayacakları son durak olacağını söyleyebiliyoruz. Dünya insanları aynı şekilde yaşayacaklar, aynı şeyleri düşünecekler, aynı işlerin peşinden bir hayat sürdürecekler sonra da kimisi cennete kimisi de cehenneme sevk edilecekler. Olacak şey mi bu? Cennet ve cehennem farklı ahlaka sahip insanların konaklayacakları mekânlar olduğunu bilmemiz gerekir.
Beşeri sistemler, mü’minler ile kâfirlerin arasında zorunlu olarak oluşması gereken farklılıkların ortadan kaldırılması için çalışırlar. Kural ve kaideleri de bunun içindir. Kâfirlerin sergiledikleri her bir çaba bundan mütevellittir. Şunu da ilave etmeden geçseydim yazı eksik kalırdı diye düşünüyorum. Beşeri sistemler kâfirleri müslümanlara benzetmek suretiyle aralarında oluşması zaruri olan farkların azalmasına, İslami ahlakın neşvünema bulmasına yönelik herhangi bir çabaya girişmezler. Fakat Müslümanları kâfirlere benzetmek üzere plan ve projeler ürettiklerini de söyleyebiliriz. Bu vesileyle zorunlu olarak oluşması gereken farkların ortadan kalkmasını isterler. Yalan, dolan, hile, desise ve her çeşit şaklabanlık bu kesim için mubahtır.
Türkiye’de, sadece Müslümanların yaşadığını kimse iddia edemez. Yahudi, Hristiyan, Ermeni, mecusi, ateist ve deist de bu topraklarda yaşamaktadır. Anadolu insanı eskiden beri Müslümandır, İslam’a tabidir. Sahip oldukları dinin gerektirdiği ahlaki özellikleri küçümsemezler. Hilafetin ilgasıyla söz ve makam sahibi olan gayr-i müslümlerin İslam Dini’nden kaynaklanan ahlaki özelliklere dair iyi, güzel ve doğru olan işleri, bir kenara çekilip alkış çaldıklarını mı düşünüyorsunuz? Müslümanları küçük düşürmek ve ahlaki değerleri dejenere etmek üzere ellerinde bulunan tüm imkânları kullanmayacaklarını mı var sayıyorsunuz? Ya da söz konusu bu kesimin doğru işler yapan insanlara iftira atmadan, yalana, dolana, hileye ve desiseye sarılmadan yerlerinde saygıyla ve edeple oturacaklarını mı kabul ediyorsunuz?
Evet, diyorsanız yanılıyorsunuz… Altmış bin trol ile yalan haber üretenlerin, ona buna çamur atanların, ahlaki değerlere saldıranların Yahudilerden başkası olmadığını kendileri bile itiraf ettiler. Tam anlamıyla fabrikasyon işi iş yapmışlar. Tamam, bu Siyonistlerin insan ve İslam düşmanı birer vampir olduklarını gayet iyi biliyoruz, görüyoruz ve inanıyoruz.
Peki, bu yalan haberlere inanan, bu tür bilgileri alkışlayan ve bu yalanlar üzerinden hâlâ Müslümanları kötüleyen münafık ruhlu insanlara ne diyeceğiz?
Bakınız! Yüce Allah Yahudilerin daha önce neler yaptıklarını ve neler tasarladıklarını bize şöyle bildirmektedir: “Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler” dedi.” (Al-i İmran/72) Bugün Müslümanım diyerek Müslümanlara alabildiğine saldıran insanlar ile karşılaştığım vakit bu ayet gelir aklıma.
Her türlü ahlaksızlığın, arsızlığın alenen icra edildiği, onaylandığı, alkışlandığı ve hatta desteklendiği ortamlarda insanlardan ahlaklı olmayı istemek ve beklemek akıntıya kürek çekmeye benzeyecektir. Beşeri sistemler eliyle ahlaksızlık, sistematik olarak zihinlere pompalanmakta olduğuna hergün şahitlik etmekteyiz. Maalesef Müslümanlara, İslam’a uygun olarak kullanabilecekleri bir alan bırakmamışlar. Hemen her alanda top koşturmaktadırlar. Ancak birçok alanda top koştururlarken kendilerine Müslüman ismini vermekten de çekinmediklerini bir kez daha söylemek istiyorum.
Çok garip bir toplumda yaşıyoruz.
Unutulmamalıdır ki beşeri sistemler ile yönetilen beldelerde (düzenlerde) İslam’i kurallar, İslam’a uygun bir ahlak ve edep, Kur’an’ın şekillendirdiği bir yaşam bulmak akıl kârı değildir. Bu yüzden bir Müslümanı eleştirmeye kalkışmadan evvel bin bir kere düşünmemiz gerekmektedir. Hatta kılı kırk yarmak gerektiğini de söyleyebilirim.
Biz çok iyi bilyoruz ve inanıyoruz ki her Müslüman, Müslüman olması hasebiyle güzel ahlaklıdır. Ahlaklı olmak zorundadır. Bunda bir sorun ve bir şüphe söz konusu değildir. Müslümanlardan beklenen de budur. Ancak günümüzde kimi ahlaksız, çapsız ve çulsuz; ahlak edindiği ahlaksızlığının üstünü örtbas etmek için Müslüman görünmeye, Müslüman olduğunu iddia etmeye çalıştıklarına da her gün şahitlik etmekteyiz. Yakinen biliyor ve yakinen inanıyoruz ki Kur’an-ı Kerim’i kendisine düstur edinmiş her Müslüman, ahlaklıdır. Biraz önce dile getirdiğim ayetten yola çıkarak ulu orta ahlaksızlık yapan veya bunu teşvik ederken Müslüman olduğunu da ilave eden kişilerin Yahudi, Hristiyan, mecusi veya ateist olmadığını kim hangi kritere göre kanıtlayabilir ki?
Durum bundan ibarettir.

10 Mayıs 2026
0 Görüntülenme
Müslüman Ahlaklıdır
tarafından Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır Dünyada halihâzırda işlemekte olan iki sistem vardır. Biri ilahi sistem olan İslam dini, diğeri de insanların kendi elleriyle, kendilerine göre şekillendirdikleri, arzularına göre yonttukları sistem… Biz İslam’ın dışında kalan tüm sistemleri beşeri sistemler diye tanımlamaktayız. İslam dini kendisine has bir ahlak sistemi ileri sürerken beşeri sistemler de kendilerine ait apayrı bir ahlak anlayışı... Devamı


