Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
Her şeyden evvel kendimizi tanımak zorundayız. Kendimizi tanımlayabilmemiz için evvela içinde yaşadığımız toplumu da tanımamız kaçınılmazdır. Bunun için de dünün ve yarının farkına varmak son derece önemli ve gerekli bir konu olacaktır. Dün başına örülen çorapların farkına varamayan bir millet, ânını ve yarını kestirmesi mümkün olmayacaktır. O yüzden dününü bilmeyen, bu gününü kurgulamayan bir toplum yarını için kendinden emin adımlar atmasını beklememiz akıl karı değildir.
Dünya ve ahiret yurdunu bir arada tutan ve bu minvalde düşünen Müslümanlar olarak doğru düşünmemiz ve doğru kararlar almamız hayati önem arz etmektedir. Dünyamızı imar ederken ahireti ıskalamak, ahirete hazırlık yapalım derken dünya hayatını gereği gibi imar etmekten uzaklaşmak bize ait bir vasıf değildir. Terazinin iki kefesi gibi hem dünyayı imar etmekle mükellefiz hem de ahirete yönelik hazırlıklarımızı son hızla sürdürmek zorundayız. Zaman dar, ömür kısa, yapacaklarımız çok.
Hem dünyayı hem de ahireti bir arada ve olması gereken veçhiyle yürütmemiz için beslendiğimiz ana kaynaklarımızın doğru ve yerinde olmasına dikkat etmemiz omuzlarımıza yüklenmiş en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Beslendiğimiz ana kaynaklarımız bize ait değilse, kaynaklarımız ecnebilerin içini doldurduğu argümanlar ile dolup taşıyorsa; bize ait kararlar almamız, kendimize ait bir hayat tanzim etmemiz, yarına emin adımlar ile yürümemiz, gelecek neslimize olması gereken bir miras bırakmamız mümkün olmayacaktır.
Doğru kaynaklar sahibini doğru bir sonuca, yanlış kaynaklar da yanlış sonuçlara ulaştıracağını bilmemiz son derece gereklidir.
Dünya ve ahiret saadeti isteyen birer Müslüman olmamız hasebiyle günümüzü olması gerektiği vechiyle yorumlamaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Bizi kandıran insanları tanımaz, art niyetli olduklarını bilmez, her söylediklerini Kur’an ve Sünnet terazisinde olması gereken vechiyle tartmamız hem dünya hayatını hem de ahiret hayatını kazanmamız açısından son derece önemli olacaktır. Aksi takdirde dünyada rezil olduğumuz gibi ahirette de kaybedenlerden oluruz Allah muhafaza buyursun! Fasıkları tanımazsak, münafıkların, Yahudi ve Hristiyanların çevirdikleri entrikaların farkına varmazsak ortaya yaydıkları fısk dolu iş ve işlemleri tanımamız mümkün olmayacaktır. Müşriklerin yaptıklarından habersiz geçirdiğimiz her gün, biz Müslümanları iki cihanda da felaketlere sürükleyeceğinden emin olabiliriz.
İlahi kanunlara göre düşünmemiz, bir hayat tasarlamamız lazımdır. Bizler İlahi kurallardan hesaba çekileceğiz. İnsanların önümüze serdiği kural ve kaideler ahiret yurdunda geçerli olmadığını her platformda haykırmak zorundayız. İmanın bir gereğidir bu. Yüce Allah; “Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf/44)
Neyi yazarsanız yazın, neyi dile getirirseniz getirin, nasıl davranırsanız davranın size muhalefet edecek, yanlışsın diyecek, kabul etmiyorum, karşı çıkıyorum diye efelenecek insanlar mutlaka çıkacaktır. Bu muhalefet etme işi sizin anlattıklarınızın veya yaptıklarınızın yanlış olmasından mütevellit olduğunu asla düşünmeyin. Unutmayın! Peygamberlere de vakti zamanında muhalefet ettiler. Ayetlere de yanlış ve uydurma olduğunu ileri sürdüler hala da bu hezeyanlarına devam ediyorlar. Aslında ne peygamberler yanlış bir şeyi dile getirdiler ne de ayetlerde en ufak bir kusur, bir hata vardı. Dileyen dilediği tarafa meyletti, hoşuna gideni dillendirdi bu masalı, dileyen de boyun büktü. Ebu Cehil tarih sahnesinden hiç çekilmedi. Bugün dine karşı diklenen, ayet ve hadislere karşı ayaklanan insanların kim, hangi gerekçeyle Ebu Cehil’den farkını ortaya çıkarabilir ki?
O yüzden söylediklerimizin dinden, imandan, Kur’an’dan ve hadisten esinlenmesine dikkat etmemiz son derece önem arz etmektedir. Biz Müslümanız, arzu ve isteklerimize göre konuşamayız. O yüzden kötülükleri önlemede, iyilikleri teşvik etmede güç birliği yapmamız farzdır. Nitekim Yüce Allah; “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın…” (Al-i İmran/103) diyerek parçalanıp dağılmayı yasaklamaktadır bize.
Bir olmak ve beraber hareket etmek açıkça işlenen günahlara set olmak manasına gelir ki günümüzde günahların açıkça işlenebiliyor olmasının en büyük nedeninin Müslümanların bir ve beraber hareket etmiyor olmalarından kaynaklandığını da söylemek durumundayız. İnsanları sevap işlemeye, haramlardan sakınmaya teşvik etmek, ibadetlerini yerine getirmeye yardımcı olmak için Yüce Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde sistematik bir güç birliğini oluşturmayı zorunlu kılmaktadır. Yüce Allah: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Al-i İmran/104) şeklinde dile getirmektedir. Bu ayetten yola çıkarak topluluk olmadan toplumu kötülüklerden alıkoymanın, “Emri bil maruf, nehyi’l anil münker.” görevini yerine getirmenin mümkün olmayacağını da bu vesileyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Şeytan ve avaneleri günahları yaygınlaştırmak ve alenen işlenmesine olanak ve ortam sağlamak için bir ve beraber hareket ettiklerine hemen her gün şahit oluyoruz. İşlenen haramlara dikkat edin ve dikkatli bakın, bu haramların arkasında ordu gibi birbirini destekleyen ve güç birliği yapan bir topluluğun var olduğunu göreceksiniz.
İslam, bireyselliğe indirilecek veya bireysel bazda uygulanacak bir din değildir. Hatta İslam’ın bireyden başlayarak toplumsal düzene doğru ilerleyen bir din olduğunu sesimizin çıktığı kadar dile getirmek zorundayız. Her ne kadar İslam’ın bazı emirleri yani ibadetleri bireysel olarak yerine getirilmesi gerekiyor olsa da hükümleri, ortaya koyduğu kural ve kaideleri, bilhassa haramları ve günahları ortadan kaldırma konusunda toplumsal birliktelik, güç ve kuvvet isteyen bir dindir.
Gelin Kur’an ve Sünnet çerçevesinde bir olalım, birlikte hareket edelim. Yolumuzu belirleyen, bizi şekillendiren ayet ve hadis olsun.

31 Ocak 2026
3 Görüntülenme
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız!
tarafından Nihat Güç
Bir Ve Beraber Hareket Etmek Zorundayız! Her şeyden evvel kendimizi tanımak zorundayız. Kendimizi tanımlayabilmemiz için evvela içinde yaşadığımız toplumu da tanımamız kaçınılmazdır. Bunun için de dünün ve yarının farkına varmak son derece önemli ve gerekli bir konu olacaktır. Dün başına örülen çorapların farkına varamayan bir millet, ânını ve yarını kestirmesi mümkün olmayacaktır. O yüzden dününü... Devamı



