EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME

 EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME

             Bu haftaki yazımın konusu;  eğitimde özelleştirme.
             Ekonomik ve siyasal düzende Liberalizmin güçlenmesiyle birlikte devletin eğitim alanındaki egemenliğinin de sonu yaklaşmakta.
             Üretimin her kolunda yaşanan özelleştirme furyasının hizmet sektörüne de sıçramasıyla birlikte bu uygulamalardan ilk önce sağlık sektörü etkilenmiştir. Özel tıp merkezleriyle başlayan sağlık alanındaki özelleştirmeler tam teşekküllü süper hastanelere kadar uzanmıştır. Daha sonra  mantar  gibi  türeyen vakıf yani özel üniversiteler ve bunların bünyesinde kurulan özel üniversite hastahaneleri devlet üniversitelerini sollayarak yeni bir çığır açmışlardır.
             Egemen güçlerin en çok ağzını sulandıran sektör Sağlık sektöründen sonra en çok eğitim sektörü olmuştur. Fakat bu sektöre özel sektörün el atması biraz gecikmiştir. Kapitalizmin temel ilkesi önce kazanç olduğundan bu sektörde özelleştirme temel eğitimden değil de yüksek öğretimden başlamıştır. Üniversite kapılarındaki milyonlarca yığılma ekonomideki egemen güçlerin ağzını sulandırmıştır.  10 yıl gibi kısa bir sürede özel üniversite sayısı yüzleri geçmiştir. Devlet üniversitelerinde yetişmiş öğretim elemanlarını futbolcu transfer eder gibi kadrosuna katan bu üniversiteler bilimsel çalışmayı unutmuş, tek amaçları nasıl öğrenci kaydederiz kaygısına düşmüşlerdir.
              Özel sektör yüksek öğretimdeki kaymağı artık arasında paylaşarak bu pazarı daraltmıştır.
              Serbest girişimcilerin gözü bu sefer orta öğretime ve temel eğitime dikilmiştir. Kolej, özel okul gibi isimler altında son zamanlarda bu alanlara el  atmaya başlamışlardır. Özellikle bazı cingöz girişimciler sağlık alanındaki orta eğitime göz dikerek hemen hemen her ilçeye bir sağlık meslek lisesi açmışlardır. Binası olmayan, sosyal tesisleri olmayan, sağdan soldan toparlama eğitim elemanlarıyla yeni kurumlar açılmış, velilere meslek garantisi yalanı ile propaganda yapılarak öğrenci avına çıkmışlardır. Maalesef hiç bir devlet yetkilisi çıkıp ta orta öğretimden mezun bir öğrencinin meslek garantisi yoktur, mesleğe atılabilmesi için lisans veya ön lisans eğitimi alınması gerekir dememiştir.
             Buraya kadar anlattıklarım yaşadığımız , hepimizin şahit olduğu olaylardır.
             Asıl büyük gelişmeler bundan sonra olacaktır. Pastanın büyük payı temel eğitimin özelleştirilmesiyle ortaya çıkacaktır. Liberal ekonomistlere göre devlet elini her şeyden çekmelidir. Eğitimden de çekmelidir. Devlet okulları ve eğitimi özel sektörün insafına bırakmalıdır. Bu ideologlara göre devlet bu işlerle uğraşarak hantallaşmaktadır. Devlet bu okulları özel sektöre , serbest girişimcilere devretmelidir. Devlet bir öğrenci için ne kadar harcama yapıyorsa okuldaki öğrenci sayısıyla çarpımı ile, okulun su, elektrik, onarım gibi harcamalarının da eklenmesiyle ortaya çıkacak rakama özel sektöre kiraya verecek.
             Asıl özel sektörün ağzını sulandıran büyük paraların döneceği sistem asıl budur.
             Tabi bu düşünceler kazanç ve sömürüden başka düşüncesi olmayan özel sektöründür.
             Demokrat eğitimci gözüyle bakacak olursak;
             Sosyal devletin asil görevi; halkın eğitim, sağlık, güvenlik ile ilgili tüm gereksinimlerini karşılamaktır.
             Devlet baba deyimi bunu ifade etmektedir.
             Devlet tüm halkın güvenliğini sağlamak zorundadır. Tüm halkın sağlık giderlerini karşılamak zorundadır. Eğitim parasız olmalıdır.
             Yazıma son verirken  çetelerin Kobani deki saldırılarını ve faşist İsrail devletinin Filistinli kardeşlerimize uyguladığı insanlık dışı saldırıları kınıyor, yaralananlara acil şifa, hayatını kaybeden şehitlere rahmet diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.