Bir gün Cebrail (a.s) ile sohbet ederken Efendimiz (ﷺ),Cebrail (as)’e kaç yaşında olduğunu sordu.
Cebrail: “Ya Muhammed’ (ﷺ) on bin yılda bir doğan yıldız var ya, ben onu on binlerce kez gördüm.” diye buyurdu
Resulullah (ﷺ) gülümseyerek,
“Ya Cebrail o yıldızın ne olduğunu bilir misin?..” diye sordu.
“Bilmem Ya Resulallah!..” diye cevaplandı mübarek.
Efendimiz(ﷺ) de,“O yıldız benim yıldızımdır. Adı da Ahmed’in yıldızıdır. Her on bin yılda benim geleceğimi yeryüzüne müjdelemek için görevlendirilmiştir.” dedi. (İsmail Hakkı Bursevi – Ruhu’l-Beyan)
Günümüzde de kullanılan bu ay yıldızlı bayrağın ilk şekli III. Selim (1789-1807) devrinde hilâle sekiz köşeli yıldız ilave edilmesiyle ortaya çıktı. Sultan Abdülmecid (1839-1861) devrinde ise yıldız beş köşeli olarak değiştirildi.
Bu bayrağın 19. asırdan itibaren Osmanlı Devleti’nin millî bayrağı olduğu bilinmektedir. Osmanlı Devleti tarih sahnesinden çekildikten sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı bayrağını aynen benimsemiş fakat ölçülerinde bazı ufak değişiklikler yapmıştır.
BAYRAĞIMIZDAKİ “HİLÂL” şekli dolayısıyla değil, ismi dolayısıyla sembol olmuştur. İsmen anlamı hem ebcet değeri hem de harfleri itibarıyla “ALLAH (ﷻ)” ismiyle aynıdır.
Bilindiği gibi arapça aslında hilal kelimesinde; 1 “He”, 1 “Lam”, 1 “Elif”, ve yine 1 “Lam” harfleri bulunmaktadır.
Bu harflerin ebcet hesabıyla rakam değeride: • Toplam Olarak =99. ALLAH (ﷻ) kelimesi de yine bir “Elif”, iki “Lam” ve bir “He” ile yazılmaktadır. Bu harflerin de değeri yine ebcet hesabıyla toplandığında yine 99 rakamını verir.
Her iki kelimede harfler değişmediği için rakam değerleri de değişmiyor. Yani Hilâl yazarken ALLAH (ﷻ) isminin harflerini kullanıyoruz.
99’da Esmaü’l -Hüsna’yı temsil eder.
Öyleyse bu iki kelimeyi mecazi ve istiari olarak birbirinin yerine kullanmak mümkündür.
O halde Bayrak üzerine ALLAH – (ﷻ) yazacak yerde, aynı ismin eş değerlisi olan Hilâl’i koymak hem anlamlı, hem itikadımıza daha uygundur.
Gelelim yıldıza; hilaldekinin aksine, doğrudan doğruya şeklinden alınmıştır. Ancak bu şekil yine Arapça “Muhammed” yazısının izdüşümü. Peygamberimiz Hz. Muhammed (ﷺ) Efendimizin ismi yazıldığı zaman birinci “mim” in başı, “ha” harfinin dirseği, ikinci “mim”in kıvrımı ve “dal” harfinin alt ve üst kanadı beş tane çıkıntı meydana getirir ve tam bir yıldız şeklini alır. Zaten İslam’ın şartları da beş tanedir.
Hilâl ALLAH (c.c.) inancını, YILDIZ Peygamber’e bağlılığı dile getirir.
ALLAH (c.c.) inancı, amentü ile bildirilen iman şartlarının temeli olduğu için
iman esaslarının hepsi bu sembolle ifadesini bulmuş denebilir. İstiklâl marşımızda, “Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl./Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet bu celâl?”
mısralarında bayrağın ve hilalin şahsına dile gelen hitap, aslında doğrudan doğruya ALLAH’a (ﷻ) bir niyazdır.
ALLAH (ﷻ)’tan, artık bu millete rahmet ve merhametiyle nazar etmesi istenmektedir. Zaten “Ruhumun senden ilâhî şudur ancak emeli;” mısrasında bu dilek daha açık bir dille ortaya konmaktadır.
Asrımızın müceddidi Said Nursi:
“Hilal ve yıldız teali (manen ve maddeten yükselecek) edecek vesselam!” derken bu manalarla birlikte güzel yurdumuzun “harami”kere teslim olmayıp İslam aleminin yıldızı olacağını ifade etmekte değil midir?