TV HASTALIĞI VE TOPLUM AKIBETİ

TV HASTALIĞI VE TOPLUM AKIBETİ
Günümüz çağının en büyük tutkusu ve hastalığı, insan yararına zerre katkısı olmayan reklamlar; insanımızı aile değerlerinden koparan, asimilasyona uğratan ve ihtişamlı yaşama özendirmekten başka tesiri olmayan diziler; sırf zaman geçirmek ebadında büyük bir şevkle izlenilen eğlence programları, yanlı haber yapmaktan geri durmayan, kamuoyuna yalan yanlış argümanlı bilgiler vererek istedikleri yönde politika üretmesini sağlayan bir medya yöneticiliği…
RTÜK tarafından onaylanıp, yayına sürülen dizilerin çoğunda; yarı çıplak giyinilmeye, zenginlik tutkusuna, şatafatlı yaşantıya, cafelere, barlara ve gençliği apolitize etmeye meyil sardıran amaçlar güdülmektedir ki; bu amaç günümüzde fazlasıyla karşılığını bulmaktadır.
Kısa çekimlerle yayınlara sunulan reklamlar; ticari amaç hedeflenip, gereğinden fazla abartma seçeneği kullanılarak, arz-talep amblemi halka sunulmaktadır. Eğlence programların çoğunda bel artı sohbetleri, kötü mizahlı muhabbetleri aşılatma misyonu ve lüks giyim kuşam özendirmesi öne çıkıyor.
Haber özgürlüğü elinden alınmış, çıkarcı küçük bir zümrenin saltanatına göre haberler yayan, istedikleri zaman şehitler ölmez naralarını halka yutturup milliyetçi duyguları kabartan ve yine istedikleri vakit birilerini destekleme, düşmanlık besleme gibi duyguları terayağından kıl çeker misali halkın zihninde kolayca yer edinen bir medya sistemi oturmuş durumdadır.
Peki toplum olarak neden hem şikayet ederiz hemde TV izleme bataklığından kurtulamayız? En kötü örnekli dizi ve programların reyting rekorları kırmasının sebebi biz izleyciler değil miyiz? Bunu bile bile Neden izliyoruz o zaman? hem izleriz, bol sıfırlı paraları kazandırırız sonrada şikayet ederiz! izlemeyin o zaman kardeşim! toplum olarak tepkimizi ortaya koyamazsak bu saltanat sürecektir. Neden anlamakta zorlanıyoruz? sürü yığını olmaktan, piyon yönetilmesinden ne zaman kurtulacağız?
Dünya’nın en çok televizyon izleyen ikinci ülkesi olmuşuz. Kanaatimce, Birkac zaman sonra birinciliği alırız. Toplum olarak okumuyoruz. Göz ucuyla üniversite bitirmeler aydın bir toplum yetişmesine sebep olmuyor,maalesef! Edebiyat ve sanat alanında dibi boylamışız! İnancımızı bile zerre-i miskal yasamıyoruz. Manevi değersel boyut yerini sinsiliğe, kuyu kazıcılığa, dedikoduya bırakmış. Kulaktan dolma bilgilere sazan balığından daha sazanca atlıyoruz… Bu toplum vaziyetimizle tabiki de; TV izleme noktasinda dünyayı geçecegiz, başka ne bekliyorsunuz!
Elbette insan için fayda veren, gelişimini sağlayan, olumlu anlamda bilinçlenmesini, görsel sinema yoluyla kültür birikimini kamçılayacı kulvarlarda var kuşkusuz. Ancak toplum genellemesi olarak yönelişimiz bu yönde olmayıp; daha çok ıvır zıvırlı, seküler yaşantıya özendirici programlara ve dizilere eğilim güdüyoruz.
Şahsi bakış açımız genel anlamda müsbettir. Genelleme baz alındığında yöneliş; maalesef ki menfiidir. Ancak bunlar birer mekanizma ve alet cinsinden olduğundan, şerre de hayra da kullanılabilir! Bu manada kullanıma göre değerlendirme mahiyetleri de değişir. Ancak toplum olarak şerre yol almış istikameti tercih ediyoruz!
Türkiye’de içinden çıkılmaz, varolan sorunlara çözümler üretemeyen, medyanın uysallaştırmaya çalıştığı afyonculuk ilkesini derinden yaşayan, kadercilik algısını yanlış tanımlayıp ona göre sistematiğini oturtmuş bir toplum; öyle zannediyorum ki, 21. yy’da miladını doldurmuş ve ne yazık ki, bataklığa sürülmeye mahkum olacaktır! Hadi bu konuda, bütün partiler ve sivil toplum Örgütleri tek çatı altında birleşsin. Yıkıma ve körlüğe meyil sardıran bu zihniyeti yıkmak için bir olsun, seslerini yükseltsin ! Ailelerin bilinçlenmesi ve buna göre nesil yetiştirmesi için çaba versin…
Aydınlık günlere, selamlar…
Gökhan YAVUZEL
Yazar-Şair

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.