Çıkar Amaçlı Siyaset
Demokraside siyaset aslında herkesin iyiliği için yapılmalı. Yani toplumun genel yararı ön planda olmalı. Ama gerçek hayatta çok sık şöyle bir durum oluyor: Siyasetçiler veya partiler, kendi çıkarlarını, zengin arkadaşlarının çıkarlarını veya belirli grupların menfaatlerini toplumun genel yararından önde tutuyor. Buna çıkar amaçlı siyaset diyoruz. Yani “Benim veya benim çevremdekilerin cebi dolsun, gerisi önemli değil” mantığı.
Bu İş Nasıl Yapılıyor?
Çeşitli gruplar (bunlara çıkar grupları diyoruz) kendi avantajlarını korumak veya artırmak için siyasete etki etmeye çalışıyor. Örnek gruplar:
Büyük şirketler ve holdingler
İşveren örgütleri (TÜSİAD, TOBB gibi)
Sendikalar
Çiftçi birlikleri
Esnaf odaları
Bu gruplar etki etmek için şunlara başvuruyor:
Para yardımı (seçim kampanyalarına bağış, reklam desteği)
Lobi (milletvekilleriyle, bakanlarla özel görüşmeler)
Medyada gündem yaratma
“Bize dokunursan yatırım çekeriz, iş bırakırız” gibi tehditler
Türkiye’de özellikle 1980’lerden sonra bu tür etkiler daha belirgin hale geldi.
İyi Yönleri Var mı? (Getirileri)
Bazı insanlar bu durumu savunuyor ve şu olumlu yönleri olduğunu söylüyor:
Çok seslilik artar → Farklı kesimler (işçi, patron, çiftçi, esnaf) sesini duyurabilir. Demokrasi daha renkli olur.
Uzman bilgi gelir → Büyük şirketler veya sendikalar, siyasetçilerden bazen daha çok bilir (örneğin vergi, çevre, tarım kuralları hakkında). Bu bilgi iyi politika yapılmasına yardımcı olabilir.
Denge oluşur → Herkes birbirini frenler, tek bir grup tamamen hakim olamaz.
Kötü Yönleri (Zararları) — En Çok Bunlar Konuşuluyor
Ne yazık ki olumsuz yönler çok daha ağır basıyor ve günlük hayatta daha çok hissediliyor:
Sorun
Ne Anlama Geliyor?
Gerçek Hayattan Örnekler
Rant kollama
Yeni zenginlik yaratmak yerine mevcut pastadan daha büyük dilim kapma çabası
Kamu ihaleleri, teşvikler, imar planları rantı
Eşitsiz ses
Zengin ve örgütlü olanlar çok daha fazla söz sahibi olur
Küçük esnaf vs. büyük holdingler
Yolsuzluk döngüsü
Bağış → ihale → para → yeni bağış…
Seçimlere verilen paranın karşılığında ihale alma
Kısa vadeli düşünme
Gelecek nesiller yerine “bugün ben kazanayım” mantığı
Çevre yıkılsa bile maden projelerine izin verilmesi
Toplumsal kutuplaşma
Artık ideoloji değil, sadece “bizimkiler kazansın” mantığı hakim olur
“Bizim adam gelsin, diğerleri batsın” anlayışı
Devletin zayıflaması
Devlet “halkın devleti” olmaktan çıkar, aracı bir yapı haline gelir
Devlet sanki büyük şirketlerin veya belirli grupların hizmetinde gibi görünür
Uluslararası bir araştırma (Gilens & Page – 2014) Amerika’da şunu göstermiş:
Normal vatandaşların isteklerinin politikaya etkisi neredeyse sıfır.
Ama zenginler ve büyük iş dünyası örgütlerinin etkisi çok yüksek.
Türkiye’de de benzer bir tablo var: Kararlar genellikle büyük sermaye + siyasi patronaj + bürokrasi üçgeninde şekilleniyor.
Sonuç: Gerçekten Faydalı mı?
Kısa cevap: Biraz fayda var ama çok sınırlı ve tehlikeli.
Uzun cevap:
Tamamen çıkarsız siyaset yapmak gerçekçi değil, çünkü insanlar ve gruplar her zaman çıkar düşünür. Ama sorun şu: Çıkar gruplarının etkisi çok fazla ve çok dengesiz hale geldiğinde, demokrasi sadece zenginlerin ve güçlülerin oyuncağına dönüşüyor.
Normal vatandaşın sesi duyulmuyorsa, uzun vadeli fayda yerine kısa vadeli rant ön plandaysa, o sisteme “gerçek demokrasi” demek zorlaşıyor.
En sağlıklısı; çıkar gruplarının sesi duyulsun ama şeffaf olsun, denetlenebilsin ve zengin-fakir dengesi bozulmasın. Yani herkesin sesi biraz olsun duyulsun, sadece en çok parası olanın değil.

12 Ocak 2026
1 Görüntülenme
Çıkar Amaçlı Siyaset
tarafından Mustafa Kaplan
Çıkar Amaçlı Siyaset Demokraside siyaset aslında herkesin iyiliği için yapılmalı. Yani toplumun genel yararı ön planda olmalı. Ama gerçek hayatta çok sık şöyle bir durum oluyor: Siyasetçiler veya partiler, kendi çıkarlarını, zengin arkadaşlarının çıkarlarını veya belirli grupların menfaatlerini toplumun genel yararından önde tutuyor. Buna çıkar amaçlı siyaset diyoruz. Yani “Benim veya benim çevremdekilerin cebi dolsun,... Devamı


