YİYİN EFENDİLER, YİYİN!
Yiyin efendiler yiyin…
Bu sofra milletin sofrasıdır ama siz davetsiz misafirsiniz.
Kaşık sizin, tabak sizin, mide sizin;
hesap mı? Onu nasılsa gariban öder.
Yiyin…
Yetimin harçlığını, dulun gözyaşını, emeklinin duasını yiyin.
Bir ihaleye üç imza atıp,
üç kuşaklık serveti bir gecede mideye indirin.
Saraylar yükselsin, vicdanlar çürüse ne gam!
Devletin malı denizdir dediniz,
ama denizi de kuruttunuz.
Arsızlığınız kıyı tanımaz,
hırsınız sınır bilmez.
Nursuz yüzlerinizde utanma yok,
ellerinizde titreme yok,
yalnızca alışkanlık var: çalmak.
Yiyin efendiler…
Bir çocuğun okul yolunu yiyin,
bir gencin hayalini yiyin,
bir memleketin geleceğini kemirin.
Nasıl olsa “kul hakkı”
sizin sözlüğünüzde dipnot bile değil.
Ama bilin!
Bu sofranın tuzu vardır.
Bu lokmanın ahı vardır.
Ve her lokma, bir gün boğazınıza dizilir.
Sanmayın ki bu düzen sonsuzdur.
Sanmayın ki suskunluk rızadır.
Milletin sabrı taş gibidir;
sessizdir ama düştüğü yeri deler.
Bugün yiyin…
Yarın sorulduğunda
“Ben sadece yedim” demek yetmeyecek.
Çünkü bu millet unutmaz.
Çünkü tarih, arsızları affetmez.
Yiyin efendiler yiyin…
Ama bilin:
Bu sofranın hesabı ağırdır.

21 Ocak 2026
4 Görüntülenme
YİYİN EFENDİLER, YİYİN!
tarafından Mustafa Kaplan
YİYİN EFENDİLER, YİYİN! Yiyin efendiler yiyin… Bu sofra milletin sofrasıdır ama siz davetsiz misafirsiniz. Kaşık sizin, tabak sizin, mide sizin; hesap mı? Onu nasılsa gariban öder. Yiyin… Yetimin harçlığını, dulun gözyaşını, emeklinin duasını yiyin. Bir ihaleye üç imza atıp, üç kuşaklık serveti bir gecede mideye indirin. Saraylar yükselsin, vicdanlar çürüse ne gam! Devletin malı denizdir... Devamı


