Türkiye yaklaşık 2.5 yıllık bir süredir Covid-19 pandemisiyle boğuşmaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına alan hastalık Mart 2020’de Türkiye’de de görülmeye başlandı. Yaklaşık 2 yıl boyunca birçok konuda gerek idari gerekse de hukuki adımlar atan ülkemiz, hastalık ile mücadele etmeye çalıştı. Bu süreçte düzenlemenin yapıldığı alanların biri de cezaevlerinde kalan mahkumlar la ilgili olmuştu.
Hastalığın görülmeye başlandığı dönemden bu yana açık cezaevlerinde bulunan ya da açığa çıkmayı hak eden mahkumlar 2 yıldan fazla bir süredir izinli olarak dışarda ailelerinin yanında bulunmaktalar. Ülkenin ekonomik olarak zor günlerden geçtiği bu dönemde özellikle izne ayrılan bu mahkumlar, ailelerine ekonomik anlamda katkı sağlamaktalar. Birçok mahkûm bu süreçte zor da olsa işe girerek ya da tanıdığı kimselerden borç para alarak iş yeri açmış, hem az da olsa istihdam olanağı sunmuş hem de ailelerine sahip çıkarak geçinmeye çalışmaktalar. Cezalarının sona ermemiş olmasının bu süreçte işe girmelerine engel olması bir yana her iki ayda bir “acaba izinler uzayacak mı?” endişesi de yaşamaktalar. Özellikle borç harçla iş kuran mahkumlar bu endişeyi daha ağır bir şekilde yaşamaktalar. Zira ödemeleri gereken borçları, kredileri mevcut.
Durum bundan ibaret olsa yine iyidir diyebiliriz. Ancak işin bir de aile boyutu var. Benim de yakinen tanıdığım insanlar da dahil olmak üzere bu süreçte evlenip aile kuran oldu. Toplumun temel yapı taşı olduğunu bildiğimiz aile olgusunun, zamanında suç işlemiş ve pişman olmuş bu insanların artık suça karışma olasılığını bile, ortadan kaldıracağına kimsenin şüphesi yoktur diye düşünüyorum. Zira yaklaşık 2.5 yıllık bir süredir bu insanlar herhangi bir denetim altında olmadan toplum içerisine adapte olup, suç işlemeyeceklerini de kanıtlamış oldular. Zaten cezaevlerinin amacı da suça karışmış bireyi ıslah edip çeşitli aşamalardan sonra denetimli serbestlik yolu ile topluma kazandırmak değil midir? 2020 Mart’ında gerçekleştirilen düzenleme sonrası süreç, tam da bunu kanıtlamış oldu.
Birçoğunuz Michel Foucault’nun ‘Hapishanenin Doğuşu’ kitabını okumuşsunuzdur. Foucault burada şu tezde bulunur: “Hapishane sistemi suçluluk ve suç sayısını azaltmadığı gibi aksine daha da arttırmaktadır.” Bu ne kadar doğrudur tartışılır. Ancak şu an izinde olan bu insanlar, bu süreçte suça karışmayarak toplum içinde, yapılacak bir düzenleme ile kalabileceklerini ispatlamışlardır. Elbette bu benim şahsi fikrimdir. Bir başkası da tam tersini söyleyebilir. Ancak işin sağlık boyutu benim fikrimi destekler niteliktedir. Zira henüz Covid-19 pandemisinin de geçmediğini unutmamak gerekir. Halen günlük vaka sayıları binin üzerinde seyretmekte ve bu sayının sonbahara doğru, geçen yılki gibi tekrar artması kaçınılmazdır. Bazı uzmanlar rahatlama için henüz erken olduğunu bile ifade etmektedirler.
İzinde olan mahkumların içinde bulunduğu bu durum göz önünde iken, geçtiğimiz hafta Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bir açıklama yaparak izinlerin 31.05.2022 tarihinde sona ereceğini ve izinde olan kişilerin söz konusu tarihte kaldıkları cezaevlerine tekrar geri dönmelerini belirtmişti. Bu açıklama, bekleyişte olan bu insanları adeta yıkmıştır. Sadece bu insanlar değil aileleri de benzer bir yıkımın içine girmiştir. Bir haftadır birçok insandan mesaj aldım. Herkes kendi durumunu izah etmeye çalışıyor. Yukarıda anlattığım gibi borçla iş kuran, işe giren, evlenip aile kuran insanlar sosyal medya hesaplarından neredeyse feryat ediyorlar. Seslerini dile getirmek adına siyasetçilere, konunun uzmanlarına ve dahası basına kendilerinin sesi olmaları yönünde haykırışta bulunuyorlar. Çok zor bir süreç olduğu aşikâr. Özellikle bazıları yapılan açıklama sonrasında evlatlarının yemeden içmeden kesildiğini bile dile getiriyor. Beklentileri ise başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere konuyla ilgili siyasetçilerin girişimde bulunup konuyu meclise taşıyarak, meclisin kalıcı bir düzenleme ile kendilerini denetimli serbestlik aşamasına alması.
Yapılacak düzenlemenin ise sadece kendileri için değil, kapalı daki mahkumları da kapsayacak şekilde yapılmasını talep etmekteler. Cezaevlerinin içinde bulunduğu şartlar ve kapasite durumu ortada iken yapılmayacak bir şey değil. Pandeminin bitmemiş olması, kapasite sorunu, izne çıkan kişilerin ifade ettiğimiz gibi işe girmeleri, iş kurmaları, evlenmeleri ve daha da önemlisi ıslah olup suça karışmamış olmaları, yapılacak bir düzenleme veya affın önünde herhangi bir engel olmadığını kanıtlar niteliktedir. Toplum vicdanı, toplumsal barış ve birliktelik açısından bir kereye mahsus olacak şekilde çıkarılacak bir af düzenlemesi tüm toplumsal kesimler açısından büyük sıkıntıların, özellikle mahkum ailelerinin ekonomik sıkıntılarının önüne geçmiş olacaktır. Zira şu an birçok izindeki mahkumun da başka ildeki açık cezaevine gönderilecek olması başka bir dram olmaktadır. Yol ücretlerinin ortada olduğu bir süreçte şehirler arası yolculuk yapıp görüşe gidecek mahkum aileleri ikinci bir ekonomik sıkıntının içine gireceklerdir. Devlet büyüklerinin bu durumu da göz önüne alacağını tahmin ederek mahkumlar için bir düzenleme yapacağına inanmak istiyorum. Özellikle MHP için bir önceki seçim vaadi de ortada iken. Tüm mahkumlara denilecek tek şey var: ALLAH KURTARSIN. Sizi de ailenizi de…

10 Mayıs 2022
0 Yorum
235 Görüntülenme
İZİNDE OLAN MAHKUMLAR VE AF TALEBİ
tarafından Mahmut Çökmez
Türkiye yaklaşık 2.5 yıllık bir süredir Covid-19 pandemisiyle boğuşmaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına alan hastalık Mart 2020’de Türkiye’de de görülmeye başlandı. Yaklaşık 2 yıl boyunca birçok konuda gerek idari gerekse de hukuki adımlar atan ülkemiz, hastalık ile mücadele etmeye çalıştı. Bu süreçte düzenlemenin yapıldığı alanların biri de cezaevlerinde kalan mahkumlar la ilgili olmuştu. Hastalığın görülmeye... Devamı