Sahi Kimin Rotasındayız

Sahi Kimin Rotasındayız

İddialar ispata,
Muameleler samimiyete muhtaç.

Herkesin yanında olandan harcadığı yolculukta, insanın kendisi dışında ‘öteki’ ile imtihanı bir ömür sürecek, hatta ötelerde alacaklı borçlu olarak temas devam edecektir.

Kendi mahallesinden, kendi partisinden, kendi grubundan olmadığı için ötekinin imtihanına sessiz kalmak neyse; nefsini tatmin etmek, sorumluluk yüklemeyeceği yanılgısıyla uzaktaki ötekinin imtihanına üzülmekte odur.

Çıkılan yol maraton..
Maraton yolculuğu da yoğun mesuliyet gerektirir.

Yolun ve yolu var edenin hakkı ve hatırı bizi sürekli inşa eder;
Mesuliyet ve mükellefiyetlerimizin sınırlarını sürekli gözümüzün önüne sermek için, bizleri diri bilinç sahibi fertler yapar.

Saadet asrını inşa eden Muhammed’i (sav) soluk bu bilinç üzere Yesrib şehrini Medine yapmıştı.

Kendinden sonra gelecek olan ümmetin fertlerinden ‘kardeşlerim’ diye bahsederken, bizler bu davete kayıtsız kalıp öz benliğimiz ve ötekinin derdi ile dertlenmezsek, davetin sahibine vefasızlık yapmış oluruz.

İrade imtihanını verirken yolda karşımıza bazı dönemeçler çıkacak. Başlarımıza birtakım imtihanlar uğrayacak. Bizlerin yola sadakatini, yolcuya sadakatini, haramilere karşı duruşunu test edecek.

Zayıf iradeli kişilikler, dönemecin olduğu yerde başlarına gelenlerden dolayı bıkar usanır çeşitli bahanelerle yoruluverir.
Binbir mazeret bulur, kılıf bulur; tedbir der, ihtiyat der kenara çekilir.

Ticaretine, siyasetine, makamına, konumuna zarar gelmesin için etliye sütlüye karışmaz da rahat edeceğini düşünür. Konjonktürde öyle olması gerektiğini iddia eder, kılıfını destekler.

Oysa verdiği tavizler, tavizleri doğurur; hatalar, hatalarını besler. Kendisine dokunmayan zulüm ateşi birgün etrafını kuşatıverir de geç kalmış olur.

Tedbir aldığını zannederek gerisin geriye gider. Gaflete daldığını bilmeden teyakkuzda olduğunu zanneder.

Her bir dönemeçte her bir imtihanda kişilik zedelenmesi yaşar da durur.

Ahir zamanda yaşayacağı bahsedilen; sayıca çok olsa da bütün bela ve musibetlerin, bütün zulüm topuzlarının başında döndüğü, zayıf, etkisiz, güçsüz, sel üzerindeki çer çöp misali kıymetsizlerden oluverir.

Elbet aynı yolda giden aynı yolu yürüyen kalitesini kıvamını bozmadan ilerleyen nice eroğlu erler de olacak ve onlar mutlak olan zafere mutlak olan iyiliğe ve mutlak olan rızaya ulaşacaktır.

Onlar ki çıktığı yoldan dönmemek üzere Rablerine söz vermiş; mallarıyla, canlarıyla, nesilleri ile bu hakikati yaşatmak için ödenmesi gereken bedelleri ödemişlerdir.

Onlar, bedeli ödenmiş hazır mücadeleye talip olan, bedel ödeyenlerin ödedikleri bedelin edebiyatı ile vicdanını rahatlatan fertlerden değildirler.

Bilir ve inanırlar ki dönmemek üzere yola çıkanların önünde yollar dürülür, aşılmaz denen dağlar köprüler geçilir. Herşey onun emrine musahhar kılınır.

İrade inşasını devam ettiren, yolun hakkını ve yolu çizenin hatırını zinde bir zihinle hatırda tutanlar, sadaketle yürüdüğü istikamette yolların pürüzsüz olduğunu, mesafelerin kısaldığını, engellerin lütfu ilahi ile kalktığını görecektir.

Tüm bunlar için azmetmek, mücadele etmek ve aktif sabrı kuşanmak gerekmektedir.

İstikamet üzere yol yürüyenler; tekâmül yolculuğunu sürdürürken kınayanların, alaya alanların, istihza edenlerin hiç bir yaklaşımını kaale dahi olmazlar.

Dostun vefasızlığı, en yakın olması gerekenlerin en uzak kaldığı; düşmanların olağan gücüyle hücuma geçtiği, yine düşmanın şahsiyetli ve insan onuru ile hayatını donatanlardan hoşlanmadığı; kim bilir belki kin, nefret ve haset beslediği durumlara rağmen; kaliteli kulluğu kuşananlar kendisine söz verecek ve çıktığı istikametten dönmeyecektir.

Dönmeyecektir; zira istikametin taliplisi her zaman az olur, bunu bilir.

Bizler vicdanlarımızda kalibrasyon yapıp, toplum olarak fert olarak istikamette olmaktan neden mahrum bırakıldığımızı sorgulamalıyız. Ki neden elendiğimizi, neden istikrarı yakalayamadığımızı bulalım.

Son olarak, Hayat kitabımızda çok veciz bir şekilde istikametten dönenler için mecazen şu ifadeler kullanılır: Eğer yolumdan dönerseniz, sizi işe yaramayan eski püskü bir elbise gibi alır bir kenara koyarım. Sizin yerinize başa geçirilebilecek yeni bir stile, yeni bir ruha sahip, Muhammedî manayı kuşanmış bir elbise getiririm.

Küfre ve zulme, haksızlık ve kibre karşı hakkın hatırını âli tutan, onlara karşı alnı dik olan bir nesil getiririm.
Yine O nesil mü’minlere karşı tevazu ve mahviyet içerisinde yaklaşır, şefkat kanatlarını yerlere kadar serer.

Rabbimizden diliyor ve dinleniyoruz ki bizleri istikamet üzere kılsın.

İnsan olmayı, insan olarak kalmayı lutfetsin.

Mesuliyet bilinci diri olan kullardan olabilmek duasıyla..

Cevâhir AYDIN/ Küçük Dünyam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir