SURUÇ OVASINA KENTLEŞMENİN OLUMSUZ ETKİSİ

SURUÇ OVASINA KENTLEŞMENİN OLUMSUZ ETKİSİ

Suruç sulaması yapılırken Suruç un bilinçsiz şehir yapılaşması ile birlikte toprak ve arazinin yavaş, yavaş yok olmuşluğunu farkına varmadan sulama sevincini yaşayacağız. Kentleşmeden doğan betonlaşma Suruç toprağı nerdeyse % 40 nın üzerinde ekile bilir arazi kaybına uğramış.

Betonlaşma sadece Suruç için geçerli bir sorun değil Türkiye nin genel sorunudur Türk iyede şehir yapılaşmaları genelde tarım arazisinin üzerinde inşa edilmektedir.

Örneklerle bu yazımızı devam edeceğiz. Kentleşmeler çevre tarım arazisi için geçmişte karlı bir getiri olduğu gibi bu günde karlı bir getiri olduğundan hiç şüphemiz yok. Kentleşmeler, kent çevresindeki arsa ve arazinin konut alanını imara açılması ile başlar. Yapılan konutlar ve işyerleri kentin içinde yer aldığı arsa ve arazinin yavaş, yavaş talan edilmesi ve çevre tarım arazilerin yok olması ile birlikte kentin gelişmesini sağlar.

Türkiye yerleşim alanları yaklaşık % 80 i tarım alanlar talana ve imara açılması ile yok edilmiştir. Tarım alanları bireyler için çok fazla karlı bir getiri sektörü değildir. O nedenle arazi sahibinin bir tarlası imara açıldığında korkunç bir para sahibi olmaktadır. Tarla sahibi yıllarca tarımla uğraşırken, ailesinin geçimini zor ve açlık sınırın altında bir gelir ile ikame ediyordu. Ancak elindeki tarım arazisi imara açıldığında imara açılan tarım arazisi kat karşılığı inşaat firmasına verdiğinde bir anda onlarca daire konut ve dükken sahibi olmaktadır. Milli piyango çıkmış gibi bir anda paranın hesabını bilmemektedir.

Çünkü şahıs bazında bakarsak hasbel kader İl ve İlçe yakınında olan arazide imar geçmiştir arazi sahibi arazi kat karşılığı inşaat firmasına veriyor ve daire alıyor. Tarım yaptığında ekonomik durumuna bakıyor birde daire sahibi olduktan sonra ekonomik durumuna bakıyor ikisini karşılaştırdığımız da aralarında ne kadar maddi ve gelir uçurumu olduğunu hesaplamakta bile izahta zorlanır.

Tarım arazilerin imara açılmaması yasada değişiklik yapılması için Anakarada çok uğraş verdim. Parlamentoya gittim tanıdığım vekillerle konuştum durumu anlattım parti genel başkanlarına mektup yazdım tarım bakanlığına gittim bakanlığın daire başkanlarına bakan danışmaların a durumu anlatım. Tarım arazilerini suratlı bir şekilde, imara açarsanız ileride Türkiyede ekilecek yer bulamayız diye uğraşlarım olmuştur

Ancak bu yeterli değil bunun önüne geçmemiz için kanun ve yasakların olması şart ve özelikle belediyeler bu konuyla ilgili çok hassas olması gerekir diye anlattım. Böylesi bir getiri ve talanın ülkeye faydasından çok zararı olacağının anlattım. Böylesi bir imar kanunu ile geleceğimiz çocuklarımız yarınlarımız yok ediliyor. Birkaç kişi para kazanacak diye gelecek nesil ne yiyecek ne ekecek nasıl beslenecek nerede eğlenecek yeşil alanı nerede bulacak bu sayılanlar üretilmez yapılmaz bunlar doğal miraslardır.

Suruç çevresindeki tarım arazisinin imara açılışının yanlış olduğunu bakan Faruk ÇELİK beyle yaklaşık, 27 dakika konuştum. Suruç ta konut Yapılaşmasının önüne geçilmese Suruç ovasına suyun gelmesi çok fazla bir şey fark etmeyecek diye anlattım. Bana nedenini sordu yukarıda yazdığım örneklerle anlatım ve sayın bakan da şaşkınlık yaşadı.

Bana ne yapmamız lazım diye sormuştu? Suruç’a yeni bir proje ile yerleşim alanı Aligör Urfa arası dağlık alana verelim diye söyledim. Hem kaliteli konut ve alt yapı olur, hem ulaşımda çok kolaylık olur, hem de araziyi yerinde kurumuş oluruz diye izah ettim. Bu güne kadar kimse böyle bir proje ile bana gelmedi demişti sayın bakan da sulanacak arazinin betonlaşmasına çok üzülmüştü.

Yazık Milletvekillerimiz ne yaparlar neden Suruç un yapılaşma yolu ile talan olmasına göz yumarlar bir anlam veremedim. En azında milletvekilleri belediyelerle birlikte T.O.K.İ ye müracaat ta buluna bilirlerdi. Hatta başbakana izah edebilirlerdi bunların hiç birini yapmadılar ve Suruç tarım arazisini betonlaşması ve yok olmasına kayıtsız kaldılar.

Toplu konut idaresi ve belediyeler işbirliği ile bir Suruç un yeniden modern yapılması devlet için çok büyük bir proje değil. Örnek Halfeti nin taşımasında devlet ne kadar zorlandı ise Suruç için de ayni şey olacaktı.

Ne yaparsak yapalım dünyanın en büyük teknoloji ve makineleri kullanalım bir tane dağ yapabilir miyiz yapamayız. Çünkü bunlar doğanın bize lütuf ettiği bağışladığı nimetlerdir. İşte doğal miraslarımızı devletçe kanunla sıkı disiplin ile kurumamız gerekir. Böyle olmasa geleceğimizin sonuna kendi elimizle nokta koyarız.

Şimdi yazdıklarımın Suruç ile ne ilgisi var diye düşüne bilirsiniz. Suruç tek başına yaşayan bir yerleşim alanı değil. Suruç Türkiye kanun ve yasaları ile idare olan bir ilçedir o nedenle kanun ve idare olmasa tek başına bir şey yapılmaz mutlaka ama mutlaka arazi kanunun çok katı bir biçimde çıkması gerekir diye düşünüyorum.

Bir seçim çalışmasında yaklaşık 30 yıl sonra Suruç un cadde ve sokaklarının tamamını dolaşmıştım. Gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Biz çocukken Suruç küçük bir ilçe idi. Her tarafı bağlar bahçeler ekli alanlardı köyler cıvıl cıvıl insan kaynıyordu. Suruç arazisi yerinde bakir duruyordu.1980 ve 1984 yıllar arasında Sular kurudu tarım ve ekili alanlar çöle döndü köylü İlçeye göç etti kimisi de başka şehirlere gitti. Yaşam bitime doğru sinyal vermeye başladı. Millet ne yapsın ekmek peşinde dağılmaya başladı başka yapılacak bir çareleri yoktu. Buraya kadar normal kabul edilebilir çünkü bu bir doğal felakettir tarım çalışanı ne yapabilir ekmek kazanması lazım onun için göçler başladı.

Şimdi Su geldi tarım arazileri sulanacak fakat tarım arazisi yok bitmiş, ne mi olmuş? Suruç un çevre köyleri Tılal, Şehis, Araban, Marut, Ramel, Kara, K. Şevran, Kübük, Mızar, aklıma geleni sayabildim bu köylerin arazileri hani nerede kalmamış hepsi imara açılmış ve beton yığını dönmüş. Aligör zaten suratlı bir şekilde betonlaşmış nerdeyse ekilecek arazi kalmamış. Su gelirse neyi sulayacağız Suruç ovasının % 40 betonlaşmaya gitmiş. İşte en büyük problem konu bu değerli Suruçlu hemşerilerim sulanacak alan kalmadı. Eğer devlet o güzelim Suruç ovasını betonlaşma yerine Tepe tesisleri mevkii inde Urfa yolu civarında yerleşim alanları açmış olsaydı inan Suruç ovası nın değeri biçilmezdi. Su yokken Suruç ovası çölleşme ile bitti, şimdi su var Suruç ovasını biz ve devlet betonlaşma ile bitirdik.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir