TEBLİĞ ÜSTADI: RİSALE-İ NUR (3

TEBLİĞ ÜSTADI: RİSALE-İ NUR (3)
Risale-i Nurların mesleği geniş ve ihatalıdır, her yaratılıştaki insanı çatısı altına alabilir.

Burada önemli olan Risale-i Nurlar dairesinde, kendi mizaç ve fıtratına uygun olan cemaati ya da meşrebi bulmaktır. Bu ilk başta zor gibi görünebilir. Kisi, takip ettiği yerin derslerine devam etse de farklı meşreplerdeki güzellikleri alıp kendine veya meşrebine tatbik ederek daha keyfiyetli bir daire teşekkül ettirebilir.

Lakin bazı insanlar, bu ihata ve genişliği göremediği veya tatbik edemediği veya mizacını asıl ve esas zannettiği için, meşrebini ve tarzını Risale-i Nurlar ile aynı görüyor, buna uyulması gerektiğini, aksi takdirde Nur dairesinden çıkacağını söyleyerek, taassubane hareket edebiliyorlar. Bu da cemaat içinde ihtilaf ve sıkıntılara sebebiyet vermekle taklidin kapısını açıp keyfiyeti bozmaya sebep oluyor. Üstad Bediüzzaman Said Nursi, talebelerini istidat ve mizaçlarına göre istihdam etmiş, asla tek tip bir anlayış sahibi olmamıştır.

Risale-i Nurları anlamanın ve güzelce talim etmenin en önemli metotlarından birisi; “mütalaalı ve müzakereli dersler”dir. Böyle dersler, hakikatlerin dimağlara ve kalplere nakşetmesinde önemli bir metottur. Bu sebeple mütalaalı ve müzakereli derslere çokça iştirak etmek, ilim noktasından çok mühimdir.

Müzakere; bir meseleyi başkası ile paylaşmaktır. Aynı meseleyi birden fazla kişi arasındaki fikir teatisidir.
Müzakere, tıpkı şu misal gibidir. Ağır bir yükü kaldıramadığımız zaman başkasının bize destek verip yükümüze el atması gibidir.
Müzakerede anlamak istediğimiz ve tek başımıza anlamaktan aciz kaldığımız mesele/meseleleri başka akıllarla beraber olup muhtelif fikir sahiplerinin kuvvetiyle meselemizin etrafını ihata gayretidir.

Müzakere ve anlama gayreti, başkalarının zaman teksif ettiği meselelerde iştirak-ı mesai ederek başkasının ilminden, emeğinden istifade ederek tasarrufta bulunmaktır.Risalelerden herhangi birini elimize alarak okuyup ne anladığımızı ifade ederek, meselenin âlemimizde, dimağımızda muhkemlemiş oluruz.

Kendi başımıza okuyup idrak etmeye gayretine mütalaa denir, bu faaliyeti başkası ile okuyup anlamaya çalışmaya ise müzakere veya “müdavele-i efkâr” olarak tabir edilir. “Ademe müncer” bir surette, yani tembelce otururken veya okuduğunun idrakinde olmadan yapılan kalitesiz okumalarla manalar idrak edilemez, anlaşılamaz. Mananın idraki için emek, çaba, gayret ve mücadele gerekiyor.

Risale-i Nur’un anlaşılmasında da böyledir. Risale-i Nur’a vakit ayırıp okumaz, üzerinde mütalaa ve müzakere yapmazsak Risale-i Nur’un manaları bize açılmaz.

Risale-i Nur, Kur’an-ı Kerim’in harika bir dirayet tefsiridir. Böyle kıymetli eser külliyatından istifade etmek büyük bir nimettir, bir ayrıcalıktır, bahtiyarlıktır.

Mütaala ve müzakereye gitmeden önce belirli olan mevzu üzerine atıflarını bularak hazırlık yapmak en büyük hazırlıklardandır.

Okuduğumuzu başkalarıyla paylaşmak önemlidir. Çünkü insan, anlatırken başkasına aktarırken daha fazla istifade eder. İlim, paylaşıldıkça artar ve bereketlenir.

Başlangıçta anlamasak da çok okumak, sonraki okuyuşlarda ise anlama ağırlıklı okumak daha faydalı olacaktır. Başta perdeli gittikçe inkişaf ettiği bir hakikattir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir