TÜRBE ZİYARETLERİ

TÜRBE ZİYARETLERİ

İnsanların bazıları, belki de bilmedikleri için olsa ki türbelere gittikleri zaman dua ederken direkt türbe içerisinde yatan Zat’tan medet umarlar. Oysa türbe içerisine girerken içimizden türbedeki yatan Zat’a selam vermeli ve dua ederken de ; “Allah’ım burada yatmakta olan … Zat’ın yüzü suyu hürmetine dualarımı kabul eyle” diyerek Allah’tan dilemek gerekir. Fakat bazı insanlar duaya bu şekilde başlamayarak türbeye girer girmez bildikleri şekilde dua etmeye başlarlar.

Aslında mensup olduğumuz dini bilmemek ne acı, öyle değil mi? Türbeler bizim gerek dinimiz açısından, gerekse tarihi değerimiz açısından değer ve önemi oldukça büyüktür. Örnek verecek olursak ilk aklıma gelen Hacı Bayram – ı Veli Hazretleridir. Ulus’ta bulunan, ulaşım açısından kolay bir yerdedir. Hacı Bayram Veli ‘nin asıl adı Numan’dır. Ankara halkı O’ nu çok sevdiği için O’na bu isimle hitap ederlerdi. Ayrıca Hacı Bayram Hazretleri, Osmanlı Devleti Padişahlarından II. Murad’ın oğlu Fatih Sultan Mehmet’in adını da koyan bir evliyadır. Kendisi sadece dini açıdan değil, öğrencilerine aynı zamanda matematik ilmi de öğreten büyük bir bilim adamı idi. İlim ile Din Bilgisi’nin aynı anda yürütülemeyeceğini düşünen kesim, çoğu kez kendisine baskı yapıp O’nun derslerini bölmekteydiler. İşte kendisi böyle başka insanlara da örnek olacak güzel bir insan idi.
Ne zaman yolum Ulus tarafına düşecek olsa, elimden geldiğince Hacı Bayram Hazretlerini ziyaret ederim. Orada çok defa şahit olduğum bir başka durum da kadınların dua ettikten sonra türbeye ellerini sürmeleri. Oysaki mahrem değil miydi türbe de… Son zamanlarda türbenin baş kısmının cam ile kapatıldığını gördüm, maksat kimse elini sürmesin diye. En azından artık gelen geçen dokunmuyordu bu sayede.
Türbe içerisinde namaz kılanlar bile oluyormuş, bunu da duymuştum, ki şayet bu doğru bir bilgi ise insanların türbe içerisinde namaz kılmamaları gerektiği hususu da göz önüne alınmalıdır. Zaten türbelerin hemen yanı başında camiler olur, camilerde kılınabilir namazlar.
Tüm bunlardan da anlaşılacağı üzere okumak ve bilmek ne güzel bir hazineymiş meğer. Evet, günümüzde bile halen okuma yazma bilmeyen o kadar çok insan var ki… Oysa içinde okumayı öğrenme isteği olan bir birey, mutlaka okumayı öğrenir. Yoksa kulaktan dolma yalan yanlış bilgilerle daha çok yanlışlar yapılır ve bulaşıcı bir hastalık gibi etrafa yayılır. Bizler bilinçli olup çevremizdeki insanları da bilinçlendirmeliyiz. İnsanoğlu olan bizler, bilinç kazandıkça uyarılırız. Uyarılmamız için ise bilmemiz şart. Bilgi sınırsızdır. Bir insan bilgiye ne kadar aç olursa olsun, hiçbir zaman doyamaz ve hep daha fazla bilgi ister, hep ister. Ölene kadar öğreniriz. Bir bakmışız ki son nefesimizde ölümü de öğrenmişiz, hiç bilmediğimiz ve tatmadığımız o duyguyu…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir