EĞRİ ZAMANDA DOĞRU DURABİLMEK
Hz. Ali’nin bir sözü vardır; “Ne mutlu eğri zamanda doğru durabilene” diye… Hakikaten de ne güzel, ne anlamlı bir söz. Peki zaman, ne zaman doğru oldu ki? Zaman her zaman eğri değil miydi de? Burada zamanın eğriliğinden kasıt, aslında insanların eğriliği. Ama işte asıl çaba, bu kadar eğri insanın içinde doğru durabilmek.
Onca kötü, zalim insanların içinde iyi ve temiz kalabilen, onca insandan yediği kazığa rağmen bile asla merhametini kaybetmeyen insanlar ne de güçlüdürler. Onlar bu asrın cesur savaşçılarıdırlar. Kolay değil kötüyle savaşmak ve kötünün içinde bile temiz kalabilmek. Hayatın her bir zerresi, inci taneleri gibidir; siz o inci tanelerine ne kadar temiz bakarsanız onlar da bir o kadar sizin üzerinizde temiz ve parlak durur. O yüzden, doğru durabilmeyi asla bırakmayalım. Arapçadaki Elif harfi misali, dimdik ve doğru!
Hepimiz bilmekteyiz ki “teknoloji çağı” adı altında bir çağda yaşıyoruz. Artık sosyal medya mecralarında siz kendinizi nasıl gösterirseniz, insanlar da sizi o şekilde görecek ve bileceklerdir. Gizliliğin pek bir önemi kalmadı gibi. Baksanıza… “Ne olduk?”, ya da “Ne olacağız?” diye kendimizi sorgulamak yerine, “Bakın biz ne yapıyoruz?” sorusu algı olarak karşı tarafa sunulmak isteniyor. Eskiden insanlar kendilerini sorgularken, şimdilerde ise sadece kendilerini sorgulamadan ziyade, sorgulatma gereği duymaktadırlar. İşte bu örnek de ne yazık ki eğri zamanda eğri durmaya devam eden insanlara yönelikti.
Doğruluğun yerini hırs ve ihtirasların aldığı bu zamanda, ihtiyacı kadar olana kanaat etmeyi bilenlere ne mutlu. Yanlış zamanda dahi olsa, doğru bir insan olarak yaşamaya çalışanlara ne mutlu.
Her ne olursa olsun biz doğru durmaya devam edelim.