Epstein Dosyaları
“Komplo Teorisi” ve Gerçeğin Er Geç Ortaya Çıkması
Jeffrey Epstein olayı bize şunu açıkça gösterdi:
Bir dönem “saçmalık”, “komplo teorisi” diye alaya alınan pek çok iddia, zamanla resmî belgeler, tanık ifadeleri ve mahkeme kayıtlarıyla doğrulandı.
Yani mesele şuydu:
Ortada gerçek yoktu değil; gerçeği konuşanlar susturuluyordu.
“Komplo teorisi” denilen şey ne işe yarıyor?
“Komplo teorisi” ifadesi çoğu zaman masum bir tanım değildir.
Bu etiket, genellikle rahatsız edici iddiaları itibarsızlaştırmak için kullanılır.
Yani biri çıkıp güçlü, zengin, ünlü insanlarla ilgili ciddi iddialar ortaya attığında, hemen şu refleks devreye girer:
“Bunlar kafayı yemiş tipler.”
Bu, sosyolojik olarak (toplum bilimi açısından) bilinen bir durumdur:
Gücü elinde tutanlar, kendilerini sorgulayanları “akıldışı” göstererek etkisizleştirir.
2019–2020 yıllarında Epstein hakkında konuşan birçok kişi de tam olarak bunu yaşadı.
Mesele birkaç kişi değil, bir ağ meselesi
Burada konu tek bir sapık ya da tek bir suçlu değildir.
Asıl mesele, birbirini koruyan çevrelerdir.
Buna akademik dilde:
“Ağ yapısı” denir (birbirine bağlı, birbirini kollayan insanlar),
“Dokunulmazlık algısı” denir (bana bir şey olmaz düşüncesi).
Bazı insanlar;
Parasıyla,
Mevkisiyle,
Ünüyle
uzun süre hesap vermekten kaçabilmiştir.
Sorulması gereken asıl soru şudur:
“Bu insanlar bunu nasıl bu kadar rahat yapabildi?”
İnanç, ritüel ve istismar meselesi
En çok tepki çeken kısım burasıdır.
“Bu işler bazı sapkın inançlar ve ritüellerle bağlantılı” dendiğinde, hemen alay edilir.
Burada iki aşırı uç yanlıştır:
Her dini ifadeyi suçla ilişkilendirmek yanlıştır.
Dinin tarih boyunca istismar edildiğini inkâr etmek de yanlıştır.
Gerçek şudur:
Tarih boyunca nice zalim, yaptığı kötülüğü kutsal bir kılıfa sokmuştur.
Kur’an bunu çok net anlatır:
“Onlara ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiğinde,
‘Biz sadece ıslah edicileriz (düzelticileriz)’ derler.” (Bakara 2:11)
Yani:
Bozguncu olduklarını kabul etmezler,
Kendilerini “iyilik yapıyoruz” diye sunarlar.
Mesele din değil;
dini kullanarak yapılan kötülüktür.
Nuh kıssası neden hatırlatılıyor?
“Nuh gemi yaparken ona deli dediler” sözü, burada bir benzetmedir (mecaz).
Anlamı şudur: Toplumlar çoğu zaman uyarıları önce küçümser,
tehlike ortaya çıktığında ise iş işten geçmiş olur.
Bu bir kehanet değil;
tarihte defalarca yaşanmış bir insanlık hâlidir.
Kur’an’daki şu ifade de bu bekleyiş hâline işaret eder:
“De ki: Bekleyin! Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
Yani:
Ne körü körüne inan,
Ne de peşinen inkâr et.
Son söz: Ne inanmak ne inkâr etmek
Bu yazının söylediği şey şudur:
Her “komplo teorisi” doğru değildir, evet.
Ama her “komplo teorisi” de saçmalık değildir.
Akıllı insanın yolu şudur: Şüphe eder ama alay etmez. Sorgular ama körleşmez.
Bugün konuşulan birçok skandal,
dün “hadi canım sen de” denilerek geçiştiriliyordu.
Gerçek şu ki:
Hakikat bastırılabilir,
ama sonsuza kadar saklanamaz.




