SURUÇTA SULAMANIN İHRACATA TARIMIN ETKİLERİ

SURUÇTA SULAMANIN İHRACATA TARIMIN ETKİLERİ

Suruç’ ta tarım ve tarım ürünlerin ihracata etkileri; İhracat derken akla gelen ilk şey dış ülkelere mal ve hizmet satmak karşılığında döviz ve yabancı para almak. Dünya ekonomisinde yabancı para olmazsa olmazıdır.

Yabancı paranın olabilmesi için mutlaka dışarıya mal ve hizmet satmak şart yani ihracat yapmak. İkinci şık Ülke ye Turist getirmek, turistlere hizmet satmak. Üçüncü şık yabancı paraya sahip olmak için dışarıdan borç para almakla. Dört uncu ve tehlikeli şık yabancı para getirmenin yolu, bize ait olan telif hakkımızı satmak, ya da elimizdeki toprağı satmak, böyle bir borçlanma zaten o ülkenin sonu gelmiş demektir. Bu gibi borçlar riskli borçlardır Ülkeler ve kurumlar bu gibi borçlardan mümkün olduğu kadar uzak durmaktadır. Saydığım şıkların olmaması için şahıslar, şirketler ve devletler in mutlaka ihracat yapması gerek.

Dışarıdan borçlu olan bir ülke dünya devletlerince iyi gözle bakılmaz. Tıpkı şahıslar arasında biri tefeciden borç aldığında çevresi tarafında nasıl iyi gözle bakılmıyorsa. Ülkeler arası ilişki de borçlu bir ülkeye diğer ülkeler tarafında iyi gözle bakılmaz ve itibarı düşük olur.

Şimdi Suruç arazisinin sulanması ve sulama sonucuna gelelim

Suruç arazisi sulandığında..950. dönüm arazinin sulanması beklenmektedir. Dünyadaki çoğu devletlerin yüzölçümünden daha büyük bir alan sulanacaktır. Bu proje eğer tam ve eksiksiz faaliyete geçerse, gerçekten dünya tarihinde büyük bir başarıdır.

Tarım ürünleri deyip geçmeyelim, küresel ısınma sera gazı etkisi ve daha çok bilinmedik gazların dünyamızı içinde barındıran atmosfer ve ozon tabakasının zarar görmesi ile dünyamız çok suratlı ve hızlı bir doğa değişmesi sıcak dengesiz mevsimler ve yağışlarla boğuşmaya ve mahkûm bir gezegen haline dönüşecektir.

Böylesi bir felaketle karşı karşıya kalacağımız şüphesiz bir olaydır. Bu mevsim değişikleri ve kuraklıkların ortaya çıkışı ile ilgili dünyadaki insanların % 25- 30, yer değiştirecek, ya da açlık ve susuzluklarla mücadele edecek. Bu olaylar olduğunda ki Allah hiçbir zaman göstermesin, insanlar ne yapacak temel ihtiyaç olan ilk önce su ve gıda diye saldırmaya başlayacak. Bu açıdan dünya genelinde su ve gıda hayati bir kaynak olarak yerini almaya başlayacak. Zaten insan temel ihtiyacı ‘’beslenme ve barınmadır’’ Böylesi bir ortamı, ülke ve bölge olarak, şartları kendi lehimize çevirmemiz gerekir.

Peki, ne yapmalıyız.

Bölgemizde tarım ve gıda üretimine çok ciddi değer vermeliyiz. Ektiğimizi biçtiğimizi üretimimizi ne varsa dünya standartlarına ve şartlarına uygun olarak yetiştirmeliyiz. Çiftçimize üreticimize 21 y.y. da artık tek başımıza hareket edemeyeceğimizi dünyadan ayrı hareket etmek, yalnız kalmakla eşdeğer olduğunu anlatmak ve üreticiye kabul ettirmek zorundayız. Suruç bölgesinde üretilen bir domatesin bile dünya piyasalarında mutlaka bir etkisi olacağını kesinlikle kural ve kaideye uyulmasının gerek olduğunu mutlaka çiftçimizi ikna etmeliyiz.

Sebze ve meyvelerimize kesinlikle hormon kullanmamak, tohum da kalite aramak bölgesel ve iklim şartlarına göre ekim yapmak, istatistik kurallarına kesinlikle uymak. İhracatı yapacağımız ülkelerin şartlarına ve kuralarına uymak. Uluslararası gıda sözleşmelerine uyulduğu müddetçe ihracatımızda hiçbir sorun yaşamayacak ve bölgemiz uluslararası bir ihracat bölgesi olarak dünya tarihinde yer alması için hiçbir sebep kalmayacaktır.

Tıpkı Hollanda gibi İtalya gibi ola biliriz, örnek, dünyanın tüm denizlerinde her ülkede balıkçılık sektörü var. NORVEÇ deyince akla balık gelmektedir, neden çünkü tescil yapmış. Yeter ki bir kere tescil yapalım. Mercedes markasını örnek verelim dünyada unutulmayacak çok nadir markalardan biridir. İşte böylesi marka olmak için özveri kalite ve kontrol gibi kurallar önceliklerimiz den olmalıdır, en önemlisi çalışmak, çalışırken ne yaptığımızı bilmek.

Coğrafi olarak çok stratejik bir coğrafyada yaşadığımıza göre aslında bu çok büyük bir avantajdır. Komşu devletler çoğu teknolojide eksik ülkelerdir. Bu ülkelere bir ağabeyi görevi yaptığımızda komşu devletlerin ihtiyacı olan gıdanın % 70-80’ni Türkiye’den karşılama garantisi var demektir.

Neden; komşumuz olan Suriye, Irak, Ermenistan, İran, Gürcistan, bu ülkeler birer ortaçağ devletleridir. Türkiye bu devletler için her şeyi ile çok ileride olan bir ülkedir. Hal böyle olunca bu ülkelere ihracat garantimiz var diyebiliriz. Kim kaldı bizden teknolojik olarak çok ileride olan Rusya var. Türkiye zaten ihtiyacı olan teknoloji ve enerjinin çoğunu Rusya’dan olmaktadır. Bu nedenle, Rusya ya ihraç yapabiliriz. Rusya o ürünleri bizden almak zorunluluğunu his edecek çünkü biz Rusya dan enerji ve teknoloji ithal ediyoruz. Devletlerarası ihracat ve ithalat genellikle takas yolu ile yapılır, yani devletler para yerine karşılıklı mal takas ederler. Böylesi bir piyasada her iki devlette karlı çıkmaktadır bu gibi ticarete devlet para yerine ülkelerindeki, mal ve hizmetleri satar. Böylece Devletlerin merkez bankalarında öz kaynak olan döviz sabit kalır. Devletler İthalat ve ihracat yapan kendi firmalarına

yaptıkları ihracata karşılık milli parasını öder. Yapılan ihracat ve ithalatın döviz girdisi devlettin kasasında yabancı para olarak kalır. Bu da devletleri dünya genelin de güçlü olduğunu gösterir.

Yukarıda yazdığım şartların olabilmesi hem çok basit hem de çok zordur. Basit tarafından bakarsak işin içine mutlaka devlet imkân in girmesi gerekir.

Nedir bu imkânlar; devlet tarım ürünlerini mutlaka çok sıkı denetim altına almalı. Devlet ekilip biçilen sahalarda tahlil tetkik ve gerektiğinde ürün ile ilgili çok gelişmiş laboratuarlar kurmalı. Hemen, hemen haftalık ürün üzerinde tahlil ve tetkik çalışması yapmalı. Üretilen ürünlerde hormon ilaç kimyasal insan sağlığına zararlı maddelerin olup olmadığını kontrol yapmalı. Eğer zararlı ve kimyasal bir tehlike varsa o ürünü anında imha etmeli.

Yurt içine tarıma zararlı ilaçları sıkı denetime tabi tutmalı bu ilaçları imalatına ithalatına kullanımıma kesinlikle izin verilmemeli. Bu ilaçları yapan kullanan ve sebep olan firma ve şahıslara çok ağır yaptırımlar yapmalı.

Önemli bir husus daha var; Bölgede tarım yapılacaksa kara düzen yapılmamalı devlettin çiftçisine uygulayacağı bir program olmalı. Yani hangi çifti ne ekecek neyi nasıl ekecek neyi nerede ekecek buna devlet karar vermeli. Devlet bu programa göre gelecek yıl ekilecek ürün için ise bir önceki yıl satışını pazarını ve yurt dışı satış Pazar ile ilgili yurt dışında mutlaka ama mutlaka satış ve ihracat bağlantısını yapmalı. Bu şart, bağlantıları yapmadığı müddetçe gerek üretici gerekse devlet sınıfta kalmaya mahkûm olur.

Ürün ihracat için hava yoları demir yoları limanlar kara yoları çok sistemli ve özverili ile çalışmalı. Bunların çalışması için mutlaka kolaylıklar yapılmalı. Ürün için büyük soğuk hava depolar, ambarlar ve bu ürünlerin suratlı bir şekilde ulaşımını sağlamalı. Gerektiğinde yakıt yardımı vergi indirimi ihracatta cazip teşvikler gibi kolaylıklar yapmalı. İhracat yapan ve bunu hak eden şahıs şirketler için vergi iadelerinin geri iadesine suratlı bir şekilde kolaylık yapmalı. İhracat yapan ülkelere gidecek vatandaşlar yâda tacirlere çok kolay yurt dışı çıkışları sağlanmalı.

İhracat yapmak için dış temsilcilikler ve bu temsilciliklerdeki ticari ataşeler görev yaptığı ülkelerde durmadan Pazar araştırması yapmalı, Pazar bulmalı. Ülkemizden yurt dışına çıkan iş adamlarına temsilciliklerimiz vasıtası ila gittiği ülkelerin tacirleri ile kolay tanışma ve ticaretini kolaylaştırmak ve müzakereler için alt yapı hazırlamalı.

Avrupalı ülkeler çiftçisine yaptığı desteklerin aynısı bizim ülkemizde yapılmalı. Avrupa’da devlet çok çitti şekilde çiftçisine destek ve yardımlar yapmaktadır. Örnek, Hollanda gibi bir ülke dünyanın her yerine tarım ve hayvancılık ürünleri ihraç etmektedir. Hollanda’nın yüz ölçümü Konya ovası kadar küçük bir ülke olmasına rağmen. Avrupa ve Baltık ülkelerine tarım ve hayvansal ürün ihracatı yapmaktadır. Yaptığı ihracatta hiçbir sorun yaşamamaktadır. Çünkü devlet üretime ve tarım ürünlerine çok değer vermektedir halkına yedirmediği bir gıda ve ürününü başka ülkelere ihraç etmezler. Önce kalite sonra reklam ve sonra pazarı hedef almışlardır. Bu üç maddede isim yapılırsa ihracat daha kolay ve avantajlı olur yabancı müşteri çantasını alır ve ülkemize akın eder.

Türkiye coğrafi yapısı itibarı ile Asya, Afrika, Orta doğu devletleri ulaşım maliyeti açısında, Avrupa ülkelerinden daha ekonomiktir. O nedenle Türkiye devlet olarak ürün ve imalat yapılan bölgelere yapacağı tek şey imalat, üretimde, kalitede ciddi tedbirlere önem vermeli.

İhracatta sık sık Türkiye diye söz ettim, çünkü ihracat ülkelerin adı ile olur, Suruç yâda Urfa‘nın ihracatı yurt dışında Türk malı diye bilinecektir. O nedenle konu biraz Türkiyeli oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.